YILDIZ TECHNICAL UNIVERSITY FACULTY OF ARCHITECTURE E-JOURNAL

E-ISSN 1309-6915
Volume: 14 Issue: 3
Year: 2019

Current Issue Published Issues Most Accessed Articles Ahead of Print











 
Search





Megaron: 9 (4)
Volume: 9  Issue: 4 - 2014
Hide Abstracts | << Back
ARTICLE
1.Changing in Economy Politics and Nation Space in Turkey (1980-2012)
Adem Sakarya
doi: 10.5505/MEGARON.2014.05914  Pages 243 - 254
Mekân sürekli değişen, statik olmayan bir yapıya sahiptir. Bu değişim mekânı etkileyen etmenlerin değişiminden kaynaklanmaktadır. Ülke mekânı üzerinde bir inceleme yapıldığında ise ekonomi politikalarının, mekânın değişiminde önemli bir etken olduğu görülmektedir. Bu değişim yerleşmeler özelinde, yerleşmelerin organizasyonunda, yerleşme merkezlerinin konumlanmasında, merkezlerin etki alanı sınırlarının değişmesinde gibi farklı şekillerde gerçekleşmektedir. Bu çerçevede, bu çalışmada ekonomi politikalarına bağlı olarak Türkiye ülke mekânın değişimi, merkez ve etki alanı kavramları çerçevesinde incelenmiştir.
Makalede 1960- 1980, 1980- 2002 ve 2002- 2012 dönemleri, Türkiye’de farklı ekonomi politikalarının geçerli olduğu dönemler olarak ele alınmıştır. Dönemlerin başlangıç ve bitiş koşulları, genel yapıları incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Ayrıca bu karşılaştırmalar farklı ekonomik ve nüfus göstergeler ile desteklenmiştir. Bu karşılaştırmalar neticesinde dönemlerin ekonomi politikalar ve ekonomik göstergeler kapsamında farklılaştıkları noktalar ortaya konulmuştur.
Bu farklılaşmaların ülke mekânına yansıması 1980, 2000 ve 2012 yılı kapsamında, nüfus ve kara yolu ulaşım verileri kullanılarak il bazında merkez ve etki alanlarını gösteren haritalar ile analiz edilmiştir.
Sonuç olarak 1960- 1980 dönemini yansıtan 1980 yılı haritasında merkez ve etki alanlarının ülke mekânında daha dengeli dağıldığı, ancak 1980-2002 dönemini yansıtan 2000 yılı ve 2002- 2012 dönemini yansıtan 2012 yılı haritalarında ise bu dengeli yapının giderek kaybolduğu görülmüştür.
Space has a continuous changing, dynamic structure. This change originates from the factors that affect the space. When examined on nation space, it is seen that economy politics is an important factor affecting the space. This change is seen in different structures such as at the inner structure of settlement, in the organization of settlements, in the location of center and at borders of sphere of influence. With this frame, in this study changing on nation space, based on economy politics, was examined with the concepts of center and sphere of influence.
In this article, the periods of 1960- 1980, 1980- 2002 and 2002- 2012 were evaluated as they have different economy politics in Turkey. The starting- finishing situations and general structure of the periods were compared. Moreover, this comparison was supported with different economic and demographic indicators. As a result of these comparisons, differentiating points of these periods were shown.
Reflection of these differentiations on nation space was analyzed with the maps prepared with population and road transportation data in the context of the years 1980, 2000 and 2012.
As a conclusion, it was found that in the map of 1980, reflects the 1960- 1980 period, there is a relative balanced distribution of center and sphere of influences on the nation space, but in the map of 2000, reflects the 1980- 2002 period, and 2012, reflects the 2002- 2012 period, this balanced distribution is gradually disappeared.

ARTICLE (THESIS)
2.A Model for Testing the Performance of Building Products in Conjunction with Environmental-Ecological and Legal Obligations by Systems Approach in Building Production
Çiğdem Çağnan, Harun Özer
doi: 10.5505/MEGARON.2014.29491  Pages 255 - 270
Yapım sürecinde strüktürel ve konstrüktif eleman olarak yer alan yapı ürünleri, insanlığın yaşamsal gereksinmelerinden birisi olan barınma olgusunun fiziksel temelini oluşturmaktadır. Bu çalışma yapı ürününün elde edilmesinden kullanılmasına kadar geçen süreçte, yapılan işlemlerle bu işlemler sonucu doğaya ve çevreye verilen olumsuz etkileri en aza indirgemek için bir denetim aracına gereksinim duyulması varsayımından yola çıkarak yapılmıştır. Yapı ürünlerinin doğadan organik veya inorganik olarak elde edilmesinde doğaya verilen zarar, işlenmesinde harcanan enerji ve atık ürünün yarattığı çevre kirliliği, çözülmesi gereken en önemli çevre-ekoloji ve yasal sorun olarak süregelmektedir. Çalışmada sorunu çözmek için; yapı üretimine sistem yaklaşımı ile yapı ürünü analiz edilerek, çevre-ekoloji ve yasal zorunluluk gereklilikleriyle denetlenmesini veya test edilmesini sağlayacak bir model oluşturulmaya çalışılmıştır. Önerilen modelde yapı ürününün sistematik nitelikleri ve standartları için var olan ER (Evaluation Report) sistemi incelemede örnek alınarak ürünün, çevre-ekoloji ve yasal zorunluluklar bütünlüğü ile denetimleri (test edilmeleri) modelleştirilerek, açıklanmaktadır. Yapı ürünü bu modele göre analiz edilip, raporlama yöntemiyle de değerlendirilmektedir.
In the construction process, building materials are structural and constructive elements which make it possible for humans to realise one of their most vital survival need of shelter. This study is to review the process of how construction products are obtained and used; how these processes could have an impact on nature and environment and to review the need for a control mechanism in order to minimise those impacts.
In obtaining the construction products from nature either organically or inorganically, the damage caused to environment, energy used in the production process and the pollution caused from waste products are the major ongoing environmental-ecological and legal problem that needs to be resolved. In order to resolve this problem the systems approach is used to analyse the building production and to develop a model on how to inspect and test the construction products in line with the environmental-ecological and legal obligations. Within the proposed model, the systematic properties of the construction product and the standards it complies with, an existing ER (Evaluation Report) system is taken as an example, on how the products could be tested to comply with the environmental-ecological and legal obligations. Construction product can be analysed in accordance with the proposed model, evaluated and the results can be reported.

3.The Historic Urban Core of Antakya under the Influence of the French Mandate, and Turkish Republican Urban Conservation and Development Activities
Mert Nezih Rifaioğlu
doi: 10.5505/MEGARON.2014.36036  Pages 271 - 288
Antakya tarihi kent dokusu Helenistik dönemden günümüze birçok medeniyet tarafından iskân edilmiş çok katmanlı bir yerleşimdir. Roma Dönemi’nde Doğu’nun Kraliçesi olarak isimlendirilen Antakya, farklı medeniyetlerin uyguladığı imâr faaliyetleri ile biçimlenmiştir.
Bu çalışmanın amacı, Antakya tarihi kent dokusuna yönelik Fransız Mandası ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde hazırlanan, uygulanan kentsel koruma ve imâr faaliyetlerinin kentsel dokuya olan etkilerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın ilk etabını Antakya’nın genel durumu ve kısa tarihçesi oluşturmaktadır. İkinci bölüm, Fransız Mandası dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti döneminde Antakya tarihi kent dokusuna yönelik hazırlanan, uygulanan kentsel koruma ve imâr faaliyetlerine odaklanmaktadır. Çalışmanın son bölümü, kentsel koruma ve imâr faaliyetlerinin Antakya tarihi kent dokusuna etkileri tartışılmaktadır.
Antakya, known as Antioch during the ancient period, is significant among Turkey’s historical urban contexts. It is located in the south-east of Turkey, near the Syrian border and is the capital of Hatay province. Called the ‘Queen of the East’ at one time, it is an important city historically since it was an early center of Christianity and one of the capital cities of the Roman Empire. As a result of its importance, the city has been formed/re-formed over time by different empires, and many structures from various periods are still visible in the current urban form. The aim of this paper is to examine the French Mandate and Turkish Republican Period urban conservation and development strategies in Antakya in order to better understand their influences and effects on its historical urban core. The paper thus begins with an introduction and brief outline of the historical development of the core of Antakya. The second part focuses on the French Mandate and Turkish Republican Period urban conservation and development plan strategies. The final part discusses the effects of different urban development strategies on the historic core of the city.

4.Urban Integrity: The City of Nicosia, Turkish Republic Of Northern Cyprus
Hasan Zafersoy, Harun Batırbaygil
doi: 10.5505/MEGARON.2014.00710  Pages 289 - 311
Kıbrıs adası, tarih boyunca ve özellikle son bin yılda değişik kültür ve egemenliklere tanıklık etmiştir. XIX.yy'da Osmanlı toprağı olan Ada'nın 1877 de başlayan İngiliz sömürgesine dönüşme sürecinde kentlerde de bir değişim ve gelişim dönemi başlamıştır. Buna göre, adanın tam olarak İngiliz hakimiyeti altına girdiği 1925 yılından itibaren Lefkoşa'nın, sur dışı alanda yayılması hız kazanmıştır ve kentsel bütünleşikliğin artırılması maksadıyla yönetim tarafından yol ağının geliştirilmesi ve meydanlar gibi uygulamalar gerçekleştirilmiştir. 1959'da Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmiş ve 1960 yılında ise Ada bağımsızlığını kazanmıştır. Fakat sonrasında giderek artan siyasal ve sosyal olaylar nedeniyle, 1974 yılında Ada ile beraber Lefkoşa da fiziki olarak ikiye bölünmüştür. Bu yeni durumda adanın kuzey kesimi ile başkenti Lefkoşa’nın kentsel bütünleşiklik bağlamında birlikteliklerin ve sosyal yaşamın çeşitli etkilere maruz kaldığı yeni bir dönem daha başlamış, batı dünyası tarafından uygulanan ambargo sonucunda da baskı altında bir ekonomi oluşmuştur.
İkiye bölündükten sonra Lefkoşa’ların anılması da bazı pratik zorluklar getirmektedir. Ayrıntılı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Lefkoşa Kenti veya kısaca KKTC Lefkoşa, veya mektupta anar gibi Lefkoşa KKTC yazmanın doğru görünmesine karşın uzun ve karmaşıktır. Bir başkası, Kuzey – Güney ayırımı yaparak Kuzey Lefkoşa olarak ifade etmek olabilir. Ancak makalede aksi bir durumla karşılaşılmadıkça KKTC Lefkoşa kentini “Lefkoşa” olarak anmak sadelik getirecek ve anlatım kolaylığı sağlayacaktır.
Ulaşım ağlarındaki bütünleşiklik ile özellikle yaya ulaşım yapısı arasında bir ilişki olduğunun çeşitli çalışmalarda vurgulanmış olması çok önemli ve ilgi çekicidir (Hillier ve diğerleri). Aynı etkinin, son zamanlarda taşıt ulaşım ağları üzerinden inceleyen (Figueiredo ve Amorim, Turner, Paul, Pereira, Holanda, Barros, Ciravoğlu vd.) ve bu bakışla yapılmış çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmada ise Lefkoşa'nın ulaşım ağları mekan dizimi yöntemi ile analiz edilmiş ve kentin bu bağlamda yapısı irdelenmiş, kentsel bütünleşikliğin geliştirilebilirliği modellemeler aracılığıyla incelenmiştir.
Cyprus island has witnessed the history, especially in the last thousand years, of different cultures and their sovereignties. In the 19. Century, the process of turning the Ottoman island into a British dominion starting by 1877, opened a new phase in the development of both the island and its cities. Nicosia began to spread outside the city walls after 1925 largely, when the island was fully dominionized by the British. In this period some new roads and a square were done to improve urban integrity. In 1959, The Republic of Cyprus was established and the island gained independence in 1960. However, due to ever climbing political and social unrest the country and its capital Nicosia was divided into two parts in 1974. The new situation opened another phase in the development of the Northern part and its Capital affecting the social life in terms of integrity, coherence and bore negative pressures on its economy as a result of the embargo applied by the western world.
In this new situation there is a practical difficulty to write Nicosia's. There are some long and complicated alternatives to write it, for examples; Turkish Republic of Northern Cyprus City of Nicosia, etc. However, write just Nicosia for TRNC Nicosia will provide ease of expression in the essay.
It is interesting to see by various studies that possibility of integrating cities via improvement of pedestrian accessibility seems to be of prime importance (Hillier et al.). The very same effect is studied and sought by several researchers recently on vehicle transportation (Figueiredo ve Amorim, Turner, Paul, Pereira, Holanda, Barros, Ciravoğlu etc.). In this study, the Nicosia transportation network is analized by space syntax method and is used to determine the the ways which could increase its integrity under different scenarios.

ARTICLE
5.Bodily and Spatial Dimensions of Architectural Design Process in the Digital Age within Embodiment of Experience
Sema Alaçam, Gülen Çağdaş
doi: 10.5505/MEGARON.2014.22931  Pages 312 - 320
Dijital çağ olarak adlandırılan günümüzde, sayısal tasarım araçlarının ve yöntemlerinin özellikle son yirmi yılda artan bir ivmeyle yaygınlaşmasına rağmen, mevcut sayısal tasarım arayüzleri mimari tasarımın erken aşamasında tasarımcıların kavramsal ve soyut düşünce geliştirmesinde yetersiz kalmaktadır. Mimari tasarım stüdyolarında, eskiz ve maket gibi geleneksel tasarım araçlarının önemini koruduğu görülmektedir. Sayısal ortamın potansiyellerinin yeterince kullanılamaması, bir araç ya da arayüz problemi olmanın ötesindedir. Konuya daha geniş bir perspektiften, sayısal ortam kullanıcılarının “dünya içerisinde”, “bedenleri aracılığıyla”deneyimledikleri, duyu-motorsal ve bilişsel süreçlerle birlikte bakmaya ihtiyaç vardır. Bu çalışma kapsamında, somutlaşan bedensel deneyimin soyut ve kavramsal düşünce geliştirmesi üzerindeki etkisini tartışmaya açan kavram ve kuramlar irdelenmiştir. Lakoff ve Johnson’ın imaj şeması kavramı ile McNeill’in jest sınıflandırmasından yararlanılarak, iki mimarlık yüksek lisans öğrencisinin katıldığı 30 dakikalık modelleme süreci incelenmiştir. Modelleme sürecinde katılımcıların görüntüsel ve gösterimsel jestler ile uzamsal düşünce üretme süreci arasındaki etkileşimde, tekrar eden örüntüler olup olmadığının araştırılması ve deneydeki çıkarımlar üzerinden mimari tasarımda bedenin rolü konusundaki tartışmalara katkı sağlanması amaçlanmıştır.
In today's digital epoch, existing design interfaces are insufficient for the generation of abstract and conceptual ideas by designers in the early phases of the design process. This is despite the rapid spread and wide adoption of digital design tools and methods over the past two decades. It is obvious that traditional design tools such as sketching and physical modeling maintain their importance in modern digital design studios. This indicates a gap between the potential of digital media and its realization. This gap cannot be properly understood by merely considering it as a problem of tools and interfaces. In order to gain an holistic insight, we need to factor in the body which perceives and interacts in-the-world, through sensory-motor experiences and cognitive processes. In this study, we explore the role of embodied bodily experience on the constitution of abstract and conceptual ideas. We use both Lakoff and Johnson’s concept of “image schema” and McNeill’s classification of gestures to examine a thirty-minute case study involving two postgraduate architecture students. The aim of this study is to explore whether there are repetitive patterns in the iconic and deictic gestures during the modeling process as the participants generate spatial ideas. We aim to enrich the discussion on the role of bodily experience during architectural design and modeling by using the outcomes of this case study.

ARTICLE (THESIS)
6.A Sustainability Model For Gaining The Core Villages To The Eco Tourism
Öztan Tuğun, Aykut Karaman
doi: 10.5505/MEGARON.2014.96268  Pages 321 - 337
Eko köyler kırsal kesim turizminin bir uygulama alanı olmaktadır. Geleneksel köy hayatını da yaşama katan tatil güzergahlarının tercihi haline gelmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC), Devletin taraf olarak 2004’teki Karpaz Yarımadasında emirname kararlarıyla başlattığı eko köy turizm hareketlerinin, sürdürülebilirlik kapsamında bir planlama yaklaşımı ile Kıbrıs Adasında uygulanmasının yararlı olacağı düşünülmektedir. Devletin bu kararlarına katkı sağlamak üzere, çekirdek köylerin turizme kazandırılması için sürdürülebilirlik kavramı cerçecesinde bir çalışma geliştirilmiştir.
Çalışmada, çevre sorunları, sürdürülebilir gelişme ve çevresel sürdürülebilirlik tartışılarak eko turizm ve eko köy, içerik olarak ele alınmış, turizme kazandırılacak çekirdek köyün kapsamı açıklanmıştır. Çekirdek köylerin sürdürülebilirliği için bir kavramsal çerçeve oluşturularak sürdürülebilir eko turizm bağlamında planlama ilkeleri ortaya konmuştur. Eko köylerin sürdürülebilir olmasına yönelik, Wheeler’in sürdürülebilirlik planlamaya yönelik ortaya koyduğu 9 temel çalışma alanı olan; a. Kompakt, dengeli arazi kullanımı, b. Araç kullanımı ve kolay erişim, c. Kaynakların akılcı kullanımı, atıkların azaltılması, çevre kirliliğinin önlenmesi, d. Doğal sistemlerin restorasyonu, e. İyi konut ve yaşam çevresi, f. Sağlıklı sosyal ekoloji, g. Sürdürülebilir ekonomi, h. Halk katılımı, i. Yerel kültür ve toplumsal değerlerin korunması, kavramsal çerçeveleri kullanılarak bir model uluşturulmuştur. Bu model çerçevesinde eko turizm uygulaması için devlet tarafından pilot köy olarak seçilen Büyükkonuktaki oluşumlar irdelenmektedir.
Eco villages became an implementation area of the eco tourism in rural regions. They became favorable destinations that include the traditional life. Turkish Republic of Northern Cyprus had initiated eco tourism movement in Karpaz Peninsula through by laws (emirname) in 2004. It was visioned then that a sustainable planning approach would be of importance to the Cyprus Island. In this study a sustainable planning approach has been developed to contribute to the state’s initiative to gain the core villages to the eco tourism.
Environmental problems the world is faced today are critically tackled with and the eco tourism and the eco village concepts are discussed in terms of their contents. The core village concept to be gained as the main motive for the tourism is dealt with in detail. A conceptual framework in reference to the sustainable planning principles is established to gain core villages to the tourism. In developing the conceptual framework for the eco villages the sustainable planning principles of Wheeler is adapted. These principles are grouped as; a.Compact, efficient land use, b. Less automobile use, better access, c. Efficient resource, less pollution and waste, d. Restoration of natural systems, e. Good housing and living environments, f. A healthy social ecology, g. A sustainable economics, h. Community participation, i. Praservation of local culture and wisdom. These are used as cross references in assessing the situation in the case of Büyükkonuk Village which was declared as the pilot area for the eco tourism.

7.‘Anarchitecture' as an oppositional position in architecture
Öze Uluengin, Tülin Görgülü
doi: 10.5505/MEGARON.2014.41736  Pages 338 - 348
Mekân kavramı, geleneksel anlatılardan başlayarak, çok farklı şekillerde kavramsallaştırılmıştır. Tarihsel süreçte, düşünce sistemlerindeki her bir kırılma noktasına paralel olarak dönüşüm geçiren mekân anlayışı, böylelikle farklı mimarlık yaklaşımları içinde kendine yer bulmuştur. Bu çalışmada, 1900’lü yılların son çeyreğinde ortaya çıkan ve genelgeçer mimarlık kavrayışına eleştirel bir tutum sergileyen 'anarchitecture’ yaklaşımı, bu alanda çalışmaları bulunan üç isim üzerinden ele alınmıştır. Bu bağlamda çalışma iki kısımda ilerler. İlk bölümde, ‘anarchitecture’ kapsamında pek çok çalışması bulunan Gordon Matta-Clark’ın gerçekleştirdiği enstalasyonlar ile ortaya koyduğu mekân kavrayışı ve bu alanda yıkmaya çalıştığı temel kabullere değinilmiş; ardından, kavramı daha kuramsal bir perspektifte ele alan Lebbeus Woods’un kavramı açıklarken ortaya koyduğu ‘özgür mekan’ anlatısı incelenmiş ve son olarak kavramı ilkel toplumların mekânı üzerinden inceleyen Brian Heagney’nin ‘anarchitecture’ anlayışına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, aynı başlık altında toplanan bu yaklaşımların mekân anlayışları çözümlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, ‘anarchitecture’ yaklaşımının günümüz mekân kavrayışına sağladığı katkıların ortaya konması ve tartışılmasıdır.
Beginning from the earliest traditional tales, the notion of space has been conceptualized in a variety of ways. Subjugating a transformation with every fragment in the systematicness of thinking throughout history, the conception of space has therefore found a place in various architectural approaches. In this study, the notion of ‘anarchitecture’ which has emerged in the last quarter of the 1900s, fervidly critisizing the de facto understanding of architecture, has been approached through the works of three distinguished researchers in this field. In the first section, the comprehension of space put forth via the installations performed by Gordon Matta-Clark, the renowned artist who has substantial works on anarchitecture, and the fundamental principles he sought to destroy have both been evaluated. Consequently, the ‘free space’ concept of Lebbeus Woods, who is well-known for approaching anarchitecture in a more theoretical manner, and eventually the understanding of Brian Heagney who has explored the term through the concept of space of the primitive communities, have been examined. In the second part of the study, an attempt has been made at analyzing the understanding of space of all these different approaches. The objective of this work is to emphasize and evaluate the contributions of the anarchitecture approach to our present day understanding of space.



© 2019 Yıldız Teknik Üniversitesİ Mimarlık Fakültesİ



LookUs & Online Makale