YILDIZ TECHNICAL UNIVERSITY FACULTY OF ARCHITECTURE E-JOURNAL

E-ISSN 1309-6915
Volume: 14 Issue: 3
Year: 2019

Current Issue Published Issues Most Accessed Articles Ahead of Print











 
Search





Megaron: 8 (2)
Volume: 8  Issue: 2 - 2013
Hide Abstracts | << Back
ARTICLE (THESIS)
1.Evaluation of Architectural Spatial Quality in Patients’ Rooms in the Context of User Satisfaction in General Hospitals: A Case study in Gaziantep
Aslı Sungur Ergenoğlu, Anıl Tanrıtanır
doi: 10.5505/MEGARON.2013.09797  Pages 61 - 75
Sağlık yapılarının, yeni gelişmelerle bağlantılı şekilde, kanıta dayalı olarak yeniden değerlendirilip, mevcut ihtiyaçları karşılayacak şekilde tasarlanması, dünya çapında yoğun şekilde ele alınan bir konu haline gelmiştir. Türkiye’de de, tasarlanacak hastanelerin kullanıcıların ihtiyaç ve memnuniyetini sağlaması açısından kanıta dayalı araştırmalar önem kazanmaktadır. Makale kapsamında, genel sağlık yapılarında, kullanıcı memnuniyeti bağlamında hasta odalarında mimari mekân kalitesinin irdelenmesi amacı ile yapılan alan çalışmasının sonuçları sunulmaktadır. Yapılan alan çalışmasında Gaziantep ilindeki örnekler incelenmiştir. Alan çalışması kapsamında incelenecek kurumların, fiziki şartlarının daha olumlu olduğu varsayılan, akreditasyon hazırlıkları yapan ve cerrahi bölümleri yoğun çalışan, tek kişilik oda kullanımın yoğun olduğu, dolayısıyla hasta odalarının öneminin ve kullanım süresinin fazla olduğu, özel hastaneler olmaları ölçütleri gözetilmiştir.
Alan çalışmasında değerlendirme yöntemi olarak; bir anket çalışması yürütülmüştür. Anket çalışmasını takiben, hazırlanan bir kontrol listesi doldurulmuştur. Seçilen örneklerin, akreditasyon alma hazırlıkları ve özel hastaneler olmalarının getirdiği rekabete dayalı hizmet ve fiziksel mekâna ait çabalar ile belirgin bir gelişme göstermelerine rağmen; mimari mekân kalitesi açısından sorunlarının bulunduğu tespit edilmiştir.
Alan çalışmasının sonucunda elde edilen veriler gözönüne alınarak, hasta odalarında kullanıcı memnuniyeti açısından mimari mekân kalitesi bağlamında dikkat edilmesi gereken tasarım ölçütleri; sonuçlar bölümünde; işlev, estetik ve güvenlik başlıkları altında toplanarak sunulmuştur.
Healthcare facilities are being evaluated throughout the world determine to what extent they are meeting the needs of patients. Evidence-based research is gaining importance in Turkey as hospital designers strive to increase patients’ satisfaction. In this paper, we will examine the results of a case study conducted to evaluate the spatial quality of patients’ rooms in the context of their satisfaction. Two private general healthcare buildings in Gaziantep were examined in the case study. We chose to evaluate private hospitals because we assumed they would have better conditions than state hospitals. We also took into consideration that these healthcare institutions are in the process of accreditation. Surgeries are frequently conducted here and long-term stays are common. In order to evaluate the subject thoroughly, we used a both a questionnaire and a checklist to gather information. Problems with the spatial quality of the rooms will be identified in the discussion chapter. The examples chosen for the study have showed significant development in available services and space. Using the data obtained from the case study, we have chosen three categories of design criteria through which to evaluate these facilities. Findings will be presented under the headings of function, aesthetics and safety in the results chapter.

2.The Concept of “Smart Settlement” and Basic Principles in the Framework of New Developing Planning Approaches
Serkan Sınmaz
doi: 10.5505/MEGARON.2013.35220  Pages 76 - 86
Artan nüfus, kentleşme oranı ve tüketim unsurları karşısında kentsel çevre, doğal çevre ve enerji sorunları büyümektedir. Aynı zamanda gelişen teknoloji ise kentsel yaşam ve kentsel tasarım sürecine yenilikler getirmektedir. Buna dayanarak 90’lı yıllardan itibaren, kentlerin doğa ve insan üzerinde bıraktıkları negatif izlerin minimuma indirilmesi, nüfus ve kentleşme baskısının kaldırılabilmesi, daha verimli, yaşanılır kentler için yeni planlama yaklaşımları ve çeşitli girişimler (yeşil kent, ekokent, yaşanabilir kent, dijital kent, akıllı kent girişimleri vb.) geliştirilmektedir. “Akıllı kent” birçok yaklaşımın temel niteliklerini içinde barındıran yeni gelişen bir kavram olarak öne çıkmaktadır. Henüz genelleşmiş net bir tanımı bulunmamakla birlikte farklı kentsel gelişme senaryoları kapsamında ele alınan bir niteleme olarak gündemdedir. Akıllı yerleşme kavramı temelinde kentlerin doğa ve insan için maksimum verimlilik sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması düşüncesini yansıtmaktadır.

Bu çalışma akıllı yerleşme kavramının kapsamlı bir şekilde açıklanmasını, bu kapsamda geliştirilen güncel planlama yaklaşımı ve çeşitli girişimler çerçevesinde akıllı yerleşme ilkelerinin ortaya konmasını amaçlamaktadır.
Urban environment, natural environment and energy requirements are growing in the face of increasing population, urbanization rates and consumption factors. At the same time, new technologies also bring innovation to urban life and process of urban design. Based on this, since the 1990s, new planning approaches and initiatives (greencity, ecocity, liveable city, digital city, smart city initiatives etc.) have been improved to minimise the negative effects of cities on nature and humans, to reduce the pressure of population and urbanization and create effective and liveable cities. The term “Smart City” is a new, ever-developing concept. Although there is not a clear definition yet, it exists within different scenarios of urban development. The concept of “Smart Settlement” reflects the idea of urban reconstruction that makes cities better for humans and nature. The purpose of this study is to explain the smart settlement in a comprehensive manner and reveal the principles of smart settlement within the framework of the current planning approach and various initiatives.

ARTICLE
3.Youth and Shopping Malls: A Case Study about Youth Preference in Mall Use
Güliz Muğan Akıncı
doi: 10.5505/MEGARON.2013.44153  Pages 87 - 96
Alışveriş merkezleri (AVM’ler) günümüz modern kent yaşamında tüketim anlayışı ve kültürünün geçirdiği dönüşümün mekan boyutunu yansıtan önemli örneklerdir. Türkiye’de 1980’leri takiben yerleşen liberal ekonomi ve değişen küresel etkenler, AVM’leri kentsel kimliğin bir parçası haline getirmede etkili olmuştur. AVM’lerin gençlerin sosyal dünyalarının önemli bir parçası olduğu düşünüldüğünde, ‘AVM ve gençler’ üzerine yoğunlaşmak önem taşımaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı, bir taraftan 13-19 yaş grubundaki gençlerin kent yaşamındaki boş zaman ve boş zaman mekan kullanımı irdelenirken, diğer taraftan AVM’lerin bu mekanlar içerisinde nerede durduğunu sorgulamaktır. Bunun yanı sıra, AVM’lerin fiziksel ve sosyal çevrelerinin ve bunların tasarımla olan ilişkilerinin gençler tarafından nasıl algılandığı sorusu da çalışmanın temel hedefi olarak belirlenmiştir. Bu amaçla, Ankara Migros Alışveriş Merkezi’nde bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verisi gözlem ve 13-19 yaş grubundaki 104 gençle yapılan derinlemesine görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, 13-19 yaş grubu için en çok tercih edilen boş zaman mekanı AVM’lerdir. AVM’nin konumu ve evlerinden AVM’ye ulaşım kolaylığı gibi fiziksel çevre etkenleri gençler için AVM tercihlerinde öncelikli nedenler olarak belirlenmiştir. Değerlendirme yüzdelerine ve görüşmeler sırasında yapılan gözlemlere bakıldığında, 13-19 yaş grubu gençlerin etraflarını saran fiziksel çevre ve fiziksel çevreyle ilgili unsurlara çok da dikkat etmedikleri ve fiziksel çevreyi oluşturan bileşenlerin neler olduğuna dair detaylı ve derinlemesine bilgi sahibi olmadıkları gözlemlenmiştir. Bu bağlamda düşündüğümüzde, gençlerin fiziksel çevre, ona ilişkin sorunlar ve tasarıma ilişkin ilgisizlikleriyle, sosyal çevre ve toplumsal konulara verdikleri öncelikleri daha detaylı araştırmalarla incelenmesinde fayda olduğu tespit edilmiştir.
Shopping malls demonstrate the growth of consumption culture in contemporary urban life. After the 1980s, a liberalized economy and changing global factors made shopping malls important components of Turkish urban identity. As shopping malls have become such a significant part of the social world of youth in the last twenty years, it seems crucial to concentrate on ‘malls and youth’ as a subject of study. In this context, this study aims to analyze the leisure time activities and preferred leisure spaces of teenagers in Turkey as well as where shopping malls fit in among other leisure spaces. In addition to this, the study will focus on the question of how youth perceive and experience the social and physical environment of shopping malls and their relationship with the concept of design. To this end, a field survey was conducted in the Ankara Migros Shopping Mall. The research was carried out through observations and in-depth interviews with 104 teenagers ranged in age from 13 to 19. The results of the study indicate that shopping malls were the preferred leisure space for teenagers. Physical characteristics such as the location of the mall and ease of accessibility were determined as the primary reasons for the teenagers’ preference. According to analyses, it was found that the youth did not pay much attention to the physical environment and its characteristics and had lack of information about it. In this scope, it seems that further analysis is needed to understand the teenagers’ lack of interest about the physical environment and design issue, and overemphasis and predominance given to the societal issues and social environment.

ARTICLE (THESIS)
4.Large-Scale Urban Projects, Production of Space and Neo-liberal Hegemony: A Comparative Study of Izmir
Mehmet Penpecioğlu
doi: 10.5505/MEGARON.2013.87597  Pages 97 - 114
Neo-liberalizmin dünya çapında yükselişiyle birlikte büyük ölçekli kentsel projeler (BKP’ler) güçlü bir kentsel siyasa mekanizması haline gelmektedir. BKP’ler sermayenin çıkarlarını kollamakta ve kentlerde egemen sınıfların el koyduğu büyük bir rant yaratmaktadır. Merkezi iş alanları, turizm merkezleri, korunaklı konutlar ve alışveriş merkezleri gibi “neo-liberal kentleşme” mekanları üreten BKP’ler yalnızca sermaye birikim ilişkilerinin yeniden üretilmesinde değil; aynı zamanda kentsel siyasaların önceliklerinin yeniden tanımlanmasında neo-liberal hegemonyayı inşa edici bir rol oynamaktadır. Neo-liberal hegemonyanın kentlerde inşası ve BKP’lerin bu süreçteki rolü yalnızca sermaye birikim ilişkilerinin çözümlenmesiyle incelenemez. Böylesi bir inceleme için; BKP’lerin yaşama geçirilmesinde devlet ve sivil toplum aktörlerinin rolü, bu aktörlerin ortak ve karşıt söylemleri, uzlaşı ve çatışma ilişkileri araştırılmalı ve bunların hegemonya inşası veya mücadelesindeki işlevleri ortaya konmalıdır. Makale bu kapsamda yapılmış olan doktora tezi araştırması bulgularına dayanmaktadır. İzmir’de iki BKP olan Yeni Kent Merkezi (YKM) ve İnciraltı Turizm Merkezi (İTM) projeleri örneğinde “mekanın üretimi” ve “neo-liberal hegemonya” arasındaki ilişkiyi çözümlemektedir.

YKM projesinde yerel yönetimler, yatırımcılar, yerel sermaye örgütleri ve meslek odaları uzlaşı ilişkileri geliştirebilmiş ve yaygınlaştırdıkları hegemonik söylemlerle projeye yönelik toplumsal desteği elde edebilmişlerdir. Uzlaşı ilişkileri ve hegemonik söylemlerle YKM projesi “mekan üretiminin hegemonik projesi” haline gelebilmiş, kentsel siyasal öncelikler üzerinde neo-liberal hegemonik bir güç inşa etmiştir. YKM projesinin aksine İTM projesinde devlet ve örgütlü sivil toplum aktörleri arasında uzlaşı sağlanamamıştır. İTM projesine karşı meslek odalarının öncülük ettiği toplumsal muhalefet İTM planlarına dava açarak planların yaşama geçirilmesinin önünde durabilmiştir. Sonuç olarak, İTM projesi örgütlü toplumsal kesimlerin rızasını elde edememiş ve “mekan üretiminin hegemonik projesi” haline gelememiştir.
With the rise of neo-liberalism, large-scale urban projects (LDPs) have become a powerful mechanism of urban policy. Creating spaces of neo-liberal urbanization such as central business districts, tourism centers, gated residences and shopping malls, LDPs play a role not only in the reproduction of capital accumulation relations but also in the shift of urban political priorities towards the construction of neo-liberal hegemony. The construction of neo-liberal hegemony and the role played by LDPs in this process could not only be investigated by the analysis of capital accumulation. For such an investigation; the role of state and civil society actors in LDPs, their collaborative and conflictual relationships should be researched and their functions in hegemony should be revealed. In the case of Izmir’s two LDPs, namely the New City Center (NCC) and Inciraltı Tourism Center (ITC) projects, this study analyzes the relationship between the production of space and neo-liberal hegemony. In the NCC project, local governments, investors, local capital organizations and professional chambers collaborated and disseminated hegemonic discourse, which provided social support for the project. Through these relationships and discourses, the NCC project has become a hegemonic project for producing space and constructed neo-liberal hegemony over urban political priorities. In contrast to the NCC project, the ITC project saw no collaboration between state and organized civil society actors. The social opposition against the ITC project, initiated by professional chambers, has brought legal action against the ITC development plans in order to prevent their implementation. As a result, the ITC project did not acquire the consent of organized social groups and failed to become a hegemonic project for producing space.

5.Research Regarding Observation of Spatial Segregation in Ankara-Altındağ Hill Squatter Region
Yasin Bektaş, Ceyhan Yücel
doi: 10.5505/MEGARON.2013.98608  Pages 115 - 129
Türkiye’de özellikle 1950’li yıllardan sonra, büyük kentlerimize doğru başlayan büyük ölçekli göçler, kentlerin göçe hazırlıklı olmaması nedeniyle, mekansal ve toplumsal boyutta birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Özellikle 1980'li yıllarda, kırdan kente göç eden nüfus gruplarının bu sorunlara bağlı olarak kentle bütünleşemedikleri görülmüştür. Kente enformel kanallarla yerleşen bu gruplar, zamanla kent bütününde sosyal ve ekonomik boyutta farklılaşmaktadır. Büyük kentlerde, büyük ölçekli göçün yerleşme biçiminin oluşturduğu kentsel sorunlar, sosyo-ekonomik farklılıklar ve göç niteliğinin değişmesi mekansal ayrışmayı yaratmaktadır. Kentlerdeki kaynakların kıtlığı ve yerel üstü kurumların, kentin formel kesimlere yaptığı uygulamalar, kent bütününde kentsel eşitsizliği oluşturmuş ve ayrışmayı daha da hızlandırmıştır.

Bu çalışma; enformel gelişim gösteren Ankara-Altındağ Tepesi Gecekondu Bölgesi'nde göç hareketleri sonucunda oluşan sosyal, ekonomik ve mekansal eşitsizliklerle ortaya çıkan ayrışmalar üzerinde odaklanmayı amaçlamaktadır. Çalışmada mekansal ayrışma; fiziksel ve toplumsal boyutta olmak üzere iki düzlemde incelenmiştir. Çalışma kapsamında araştırma alanına ilişkin nicel ve nitel verilerin yanı sıra, yerel ve yerel-üstü düzlemde derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu yönteme bağlı olarak, bölgede ayrışmayı ortaya çıkaran nedenlerin belirlenmesi sağlanmıştır.
The large-scale migrations towards large cities that occurred in Turkey after the 1950s have brought about many spatial and social problems. The massive migrant populations moving from rural areas to cities cannot be integrated with the city completely due to these problems. These groups, which settle in the city through informal channels, differentiate in social and economic dimension throughout the city in the course of time. Urban problems caused by the settlement pattern of the large-scale migration in large cities, socio-economic differences and the change of migration quality constitute the spatial divergence. The scarcity of sources in cities and applications performed by upper local institutions on the formal section of the city have created urban inequality throughout the city and accelerated the divergence even further. This study aims to focus on divergences, which occur as a result of the migration movements and are caused by social, economic and spatial inequalities on the area of Ankara-Altındağ Hill Squatter Region. Within the scope of this objective, we examined the spatial segregation as both a physical and a social issue using quantitative and qualitative data. The spatial segregation in Eski Altındağ was followed profoundly in two stages as local plane and supra-local plane, with the help of interviews.



© 2019 Yıldız Teknik Üniversitesİ Mimarlık Fakültesİ



LookUs & Online Makale