YILDIZ TECHNICAL UNIVERSITY FACULTY OF ARCHITECTURE E-JOURNAL

E-ISSN 1309-6915
Volume: 14 Issue: 3
Year: 2019

Current Issue Published Issues Most Accessed Articles Ahead of Print











 
Search





Megaron: 7 (3)
Volume: 7  Issue: 3 - 2012
Hide Abstracts | << Back
ARTICLE
1.The Relation between Space and Function in the use of the Iwan in Turkish Architecture of the Middle-ages
Alev Erarslan
Pages 145 - 160
Tüm Yakın Doğu ve Asya mimarlığında köklü geçmişi olan eyvan İslam mimarlığının adeta bir sembolü olmuş ve hemen hemen her yapı tipinde başarıyla kullanılmıştır. Üç tarafı ve üstü kapalı, önü açık bir mekân olan eğrisel örtüyle örtülü eyvan Ortaçağ Türk mimarlığında mekan kuruluşu ve yapı biçimlenmesinde belirleyici öğe, temel birim olarak konuttan hamama varan çok geniş bir tipolojide kullanım alanı bulmuştur. İlk olarak Horasan ve Maveraünnehir bölgesindeki konutlarda kullanılan eyvan işlevselliği kadar içerdiği sembolizm ile de bu dönem mimarlığında kendine yer bulmuştur. Bazen bir portal, bazen bir geçiş birimi, bazen bir oda veya taht salonu olan eyvan en yaygın kullanım şeması olarak 4 eyvanlı avlu/sofa kurgusunda tercih edilmiştir. Dört eyvanlı avluya/sofaya yüklenen anlam ise planın işlevselliğinin çok ötesindedir.
The iwan, which has a deep-rooted history in near eastern and Asian buildings, is a landmark of Islamic architecture. Iwans are used in all building typology, such as vernacular and public architecture. Iwans have an especially important role in Turkish architecture, both in spatial organization and in forming typologies. An iwan is covered on three sides and can be used as portal, interconnection unit, room or royal room, but its most prevalent usage is in the form of four-iwan courtyard. This schema has both a functional role and symbolic meaning as evidenced by the first iwans, found in the houses of Horasan and Maveraunnehir.

ARTICLE (THESIS)
2.Mass Customization in Industrial Housing Production
Altuğ Sarıyar, Oya Pakdi&775;l
Pages 161 - 180
Endüstrileşmiş üretim süreçlerinde hız ve maliyet odaklı üretim anlayışı günümüzde yerini tüketicilerin bireysel gereksinimlerinin ve beklentilerinin karşılanmasının öncelikli olduğu bir üretim yaklaşımına bırakmaktadır. 1990’ların ilk yarısında üretim literatürüne kazandırılan ve günümüzün gelişmiş üretim araçları ve yöntemleri ile hız kazanan kitlesel bireyselleştirme sözü edilen tüketici odaklı üretim yaklaşımının temsilcilerinden biridir. Kitlesel bireyselleştirme tüketici ürünlerinin tasarımı, üretimi ve pazarlamasında üretim esnekliği ve tüketici katılımı kavramları üzerine kuruludur. Bu makalede kitlesel bireyselleştirme yaklaşımı konut sektöründe kullanıcıların bireysel tercihlerinin karşılanmasına yönelik bir araç olarak ele alınarak konutta uyabilirlik olanaklarına katkısı bağlamında değerlendirilmiştir. Kitlesel bireyselleştirme yaklaşımının etkinliğinin üreticilerin konutta sundukları esneklik ve çeşitliliğin tüketicilerin gereksinimlerinin ve beklentilerinin değişim gösterdiği ve onlar için öncelik taşıdığı alanlarda odaklanması ile artacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda gerek literatür çalışmasını desteklemek gerekse Türkiye’de konut üretiminin önemli bir bölümünü oluşturan özel sermayeli konut alanlarında sunulan bireyselleştirme düzeyini arz ve talep dengesi içerisinde değerlendirmek amacıyla bir alan çalışması gerçekleştirilmiştir. Literatür araştırması ve alan çalışması ile ulaşılan bulgular sonucunda konut üretimi süreçlerinde tüketici odaklılığın ve kitlesel bireyselleştirme yaklaşımının yapı ve konut sektörüne özgün biçimde gelişim göstermekte olduğu ve konut üretiminde uyabilirlik düzeyinin geliştirilmesine yönelik bir potansiyel taşıdığı görülmüştür. Bununla birlikte Türkiye’de üst sınıf konut üretiminde karşılaşılan biçimi ile kitlesel bireyselleştirme yaklaşımının potansiyel konut alıcılarının öncelikli olarak mekansal düzeyde bireyselleştirme beklentilerinin varlığına karşın üreticilerce özellikle bitirmeler ve donatılar düzeyinde çeşitlilik sağlama amacına yönelik kullanılmasıyla sınırlı kaldığı tespit edilmiştir.
Beginning in the mid-20th Century, consumer-oriented production approaches replaced early attitudes towards mass production and helped mass customization move forward. Through the widespread use of information technologies, the mass-customization approach aimed to position the consumer and his/her preferences directly in line with production processes with the help of consumer participation methods and product configuration tools. In this study, the house as a product system, consisting of related sub-systems within a housing market, is being researched as a consumer product which may be customized in the pre-occupancy stage with the help of the mass-customization approach. To do that, adaptability and user participation approaches must be discussed. Then the mass-customization approach is adapted in the housing industry as a tool for adaptability. The field study has focused on the mass-customization approach used in the production processes of high-end multi-story housing in İstanbul. In order to research the level of mass customization used in these housing areas, two surveys have been conducted. The first of these was given to the construction firms, the second to potential buyers. The results were discussed, and suggestions were generated. With the help of the data obtained, it has become clear that in the building and housing industry, consumer-oriented production and mass-customization approaches are improving and providing potential for adaptability. The results also confirm that, for the time being, the mass-customization approach of the producers is mainly used for providing variety and adaptability on the finishing and equipment levels, despite the fact that most of survey participants have customization expectation on the spatial organization level.

3.Regional Structure of Social Capital and Civil Society in Turkey
Tuba İnal Çeki&775;ç
Pages 181 - 190
Gönüllülük temelinde örgütlenme ve yurttaşlık bilincine dayanan bir gelişmişlik düzeyi ve toplumun problemlerle başetme becerisi olarak tanımlanan sivil toplum, aynı zamanda bölgesel gelişmenin kaynağı olarak da kabul edilmektedir. Eylemleri kolaylaştırmak suretiyle toplumun etkinliğini arttıran, güven, normlar ve iletişim ağları ile açıklanan sosyal sermaye teorisi de toplumsal yaşama katılım ve yurttaşlık bilincine dayanarak sivil topluma önemli bir rol atfetmektedir. Söz konusu teorik çerçeveye bağlı olarak Türkiye’nin Düzey 2 bölgelerindeki sivil toplum yapısı makalenin konusunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda sivil toplumu tanımlayan birinci ve ikinci el kaynaklardan üretilen göstergeler, değişkenleri gruplamak amacıyla kullanılan faktör analizi aracılığıyla belirli başlıklar altında toplanmıştır. Buna göre Türkiye’de sivil toplumu tanımlayan göstergeler “yardım ve bağış”, “aktif katılım” ve “toplumsallık” olmak üzere üç başlıkta tanımlanmış ve analiz sonucunda ortaya çıkan temel bileşenlerin ağırlık katsayıları Düzey 2 bölgeler için sivil toplum endeksi oluşturulmasında kullanılmıştır. Böylece üç alt endeksten oluşan sivil toplum endeksinin bölgesel dağılımı değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları metropol kentler ve ülkenin doğusu ile batısı arasındaki farklılıkları ortaya koymaktadır.
Civil Society can be defined as the ability of organizations and individuals with civic consciousness to cope with social problems. It is also accepted as a source of regional development. Social capital plays an important role in civil society through the trust, norms and networks that facilitate actions and the effectiveness of society. In this context, the structure of civil society in the NUTS II regions of Turkey has been put forth as the main theme of this paper. Indicators defining civil society according to the social capital literature have been produced by primary and secondary data and grouped under specific headings through factor analysis. Accordingly, the indicators that define civil society have been categorized under three basic components: Sociality, Charity and Active Participation. Weight coefficients of factor analysis have been used in deriving the civil society index for NUTS II regions. Thus, the regional distribution of a civil society index consisting of three sub-indices was evaluated. Findings of the analysis reveal the differences between eastern and western regions of Turkey and metropolitan cities.

4.Evaluation of End-Products in Architecture Design Process: A Fuzzy Decision-Making Model
Serkan Palabıyık, Birgül Çolakoğlu
Pages 191 - 206
Bu çalışma, mimari tasarım alternatiflerinin ürün bazında değerlendirilmesine yardımcı bir bulanık çok ölçütlü karar verme modelinin geliştirilmesi ile ilgilidir. Geliştirilen modelin potansiyelleri, mimari tasarım eğitimi alanında gerçekleştirilen “Sökme ve Yeniden Kullanmaya Yönelik Tasarım: Dönüştürülebilen Çok-amaçlı Sergi Mekânlarının Tasarım ve Yapımı” (“Design for Disassembly and Reuse: Design & Building Multipurpose Transformable Pavilions”) başlıklı uluslar arası bir tasarım stüdyosu kapsamında araştırılmıştır. Tasarım stüdyosunda tasarım süreci sistematik ve sezgisel düşüncenin bir arada yer aldığı bütünleşik bir anlayışla kurgulanmıştır. Buna göre tasarım amaçları ile değerlendirme ölçütleri stüdyo yürütücülerince süreç başında net bir şekilde ortaya konularak tasarım uzayının daraltılması ve tasarım sürecinde verilecek kararlarda farkındalığın arttırılması öngörülmüştür. Tasarım süreci sonunda stüdyo kapsamında üretilen tasarımlar geliştirilen karar vermeye yardımcı model ile değerlendirilerek, tasarımların olumlu ve olumsuz yönlerinin belirlenmesi ve öngörülen hedefler kapsamında en uygun alternatif tasarımın seçilmesi amaçlanmıştır.
This paper presents a study on the development of a fuzzy multi-criteria decision-making model for the evaluation of end products of the architectural design process. Potentials of the developed model were investigated within the scope of architectural design education, specifically an international design studio titled “Design for Disassembly and Reuse: Design & Building Multipurpose Transformable Pavilions.” The studio work followed a design process that integrated systematic and heuristic thinking. The design objectives and assessment criteria were clearly set out at the beginning of the process by the studio coordinator with the aim of narrowing the design space and increasing awareness of the consequences of design decisions. At the end of the design process, designs produced in the studio were evaluated using the developed model to support decision making. The model facilitated the identification of positive and negative aspects of the designs and selection of the design alternative that best met the studio objectives set at the beginning.



© 2019 Yıldız Teknik Üniversitesİ Mimarlık Fakültesİ



LookUs & Online Makale