YILDIZ TECHNICAL UNIVERSITY FACULTY OF ARCHITECTURE E-JOURNAL

E-ISSN 1309-6915
Volume: 14 Issue: 3
Year: 2019

Current Issue Published Issues Most Accessed Articles Ahead of Print











 
Search





Megaron: 6 (2)
Volume: 6  Issue: 2 - 2011
Hide Abstracts | << Back
1.Problems in Housing Research and Comparative Housing Studies
G. Pelin SARIOĞLU ERDOĞDU
Pages 71 - 78
“Konut çalışmaları”, hem sosyal bilimlerin bir parçası olarak bu alandaki genel araştırma zorluklarına, hem de konut konusunun çok disiplinli yapısından kaynaklanan problemlere sahiptir. Bu çalışmada, genel olarak konut araştırmacılarının bu iki başlıkta nasıl sorunlarla karşılaşabileceği incelendi; ayrıca küreselleşme ve Avrupa Birliği süreci gibi yakın dönem gelişmelerle konut çalışmaları içinde kendine geniş bir yer edinen “uluslararası karşılaştırmalı konut çalışmaları” özelinde hem teoriye hem pratiğe yönelik sorunlar ele alındı. Çalışmada son olarak, gelecek konut araştırmaları için bazı öneriler verildi.
Housing research faces difficulties not only inherently from social sciences but also difficulties due to its multi diciplinerity structure. In this study, firstly, the challenges raised due to the multi-faceted nature of housing research is evaluated. Secondly, specific problems of the increasingly popular aspect of housing research, ‘international comparative housing studies’, are assessed in terms of the theoretical and practical issues. Finally, suggestions are provided for future housing research.

2.Istanbul’s Modernization-Period Hotels (1840-1914)
Elif Çelebi YAKARTEPE, Can BİNAN
Pages 79 - 94
Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyıldaki modernleşme süreci, seyahat ve konaklama sisteminde de önemli değişikliklere sebep olmuştur ve bu değişim kaçınılmaz olarak konaklama yapılarının biçimlenmesini de etkilemiştir. İstanbul’da ilk modern otel örnekleri 1840 tarihinden itibaren Galata ve Pera’da açılmış, daha sonra Eminönü, Kadıköy, Boğaziçi, Adalar ve dönemin yeni gelişen bölgeleri olan Şişli, Feriköy ve Yeşilköy’de hizmet vermeye başlamışlardır. Otellerin açılması ve gelişmesi 1914 tarihinde Birinci Dünya Savaşı başlayana kadar devam etmiştir. Odalar ve birkaç ortak hacimden meydana gelen basit programlı otellerin yanında, Avrupa’daki gibi lüks ve geniş kapsamlı oteller de vardır. Başlangıçta geleneksel tarzda ahşap ve kargir sistemde iki ya da üç katlı olarak inşa edilen otel yapıları, yüzyılın sonuna doğru modern malzeme ve yapım tekniklerinin kullanımının başlamasıyla, daha büyük kütleli ve daha yüksek katlı inşa edilmeye başlanmıştır. Kendilerine özgü bir cephe düzeni olmayan otel yapılarının cepheleri geleneksel, neo klasik ve karma özellikler taşımaktadır. Büyük ve lüks otellerin Avrupalı mimar ve sanatçılar tarafından yapılmış görkemli iç ve dış dekorasyonları vardır. Yine bu büyük oteller dönemin en gelişmiş teknik donanım ve teknolojilerini takip etmeleri açısından da önemli bir yere sahiptirler. Bu çalışmada, İstanbul’un ilk modern otel örnekleri kent planlamadaki yeri, mimari özellikleri ve koruma-turizm-sürdürülebilirlik yönlerinden incelenmiştir. Bunun yanında ticari ve işletmecilik anlayışları, sosyo-ekonomik durumları, politik önemleri açılarından da değerlendirilmiştir. Otel yapılarının günümüzdeki koruma sorunları, bozulma durumları, bozulmaların nedenleri tespit edilmiş ve bu bozulmalara karşı öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Yapılan tespit ve öneri geliştirme çalışmalarının, İstanbul’da yapılacak planlama, düzenleme ve koruma çalışmalarında faydalı olacağı düşünülmektedir.
The modernization period in the 19th century caused important changes in systems of both travel and accommodation systems. These changes inevitably affected the architecture of hotels and other buildings offering accommodation. The first modern hotels were opened in Galata and Pera by the date of 1840. (It means first hotel opened in 1840 and then the other hotels began to open) Later hotels began to serve tje in Eminönü, Kadıköy, Boğaziçi, Adalar, Şişli, Feriköy and Yeşilköy regions. The opening and development of hotels has continued until the beginning of the First World War in 1914. There were hotels with suit rooms and some communal space and there were also hotels which were as luxurious and wellequipped as European hotels. First hotels were traditionally built of wood or stone, and had only two or three floors. At the end of the century, hotels were modern structures built using modern materials such as brick and steel, larger and higher than their predecessors. Beside that these hotels did not have typical facades, they were constructed with traditional, neoclassical or mixed facades. The grand luxury hotels were designed by famous European architects and craftsmen and often magnificently decorated. These grand hotels are also important because of the technical equipment and technology at the date they were built. Because of being very important point for many in the domain of science, modernization period hotels of Istanbul’s are studied by many aspects as urbanisme, architecture, preservation, tourism and sustainability. In addition, the hotels are evaluated in terms of commerce and managerment conception, socio-economic status and political importance. And then it is defined deformations and their causes of these hotels. Finally suggestions are made that would remove these deformations. It is believed the data included in this work will be helpfull for planning, arranging and conservation works in Istanbul.

3.Conservation and Planning Problems in Diyarbakır Castle City
D. Türkan KEJANLI, İclal DİNÇER
Pages 95 - 108
Diyarbakır’ın ilk yerleşim yeri olan Sur İçi Bölgesi, tarihin her döneminde belirli değerlere sahip bir yerleşme alanı olmuştur. Birçok uygarlığa beşiklik etmiş, uzun yıllar önemli ticaret ulaşım aksında yer alarak ticari bir merkez görevi görmüş ve bu durum kentin gelişiminde etkili olmuştur. Anadolu ve Mezopotamya bölgelerindeki kültürler kent gelişimini etkilemiş ve Diyarbakır bölgedeki konumu nedeniyle karma bir kentsel morfolojiye sahip olmuştur. Kent, kale duvarları ile çevrilmiş ve bütünlüğünü günümüze kadar koruyarak yerleşim dokusunu sürdürmüştür. Ancak, son birkaç on yılda Diyarbakır Sur İçi Bölgesi bu önemli dokusunu kaybetme sürecine girmiştir. Kenti korumak için hazırlanan planların ve uygulayıcı kurumların yaklaşımları bu süreçte belirleyici rol oynamıştır. Bu çalışma, Diyarbakır tarihi Sur İçi bölgesinin korunamamasındaki temel etkenlerin ortaya çıkartılması ve tarihi dokuya sahip bölgelerdeki koruma çalışmaları için öneriler sunmayı amaçlamaktadır.
Suriçi region, the first settlement part of Diyarbakir, has been a settlement area with specific values throughout its history. It has been the cradle of many civilizations, located as it is, in an important commercial transportation axis serving the commercial center, These factors have affected the development of the city. The cultures found in Anatolia and the Mesopotamia regions have influenced the development of Diyarbakir city and it developed a mixed urban morphology because of its position in the region. The walls around the city played an important part in the urban settlement pattern by preserving the integrity of the city. However, the Diyarbakir Suriçi region has begun to lose this important tissue in the last several decades. Prepared city plans and the approaches of enforcement agencies have played a role in this process. This study aims to offer ways in which the conservation of the Diyarbakir Suriçi region and its historical texture can be sustained.

4.A Systemic Approach to Preservation-Utilization Balance in Landscape Planning and Urban Design: The Case of Uludag National Park
Sertaç ERTEN, Sultan GÜNDÜZ
Pages 109 - 122
Türkiye’nin önemli dağ ekosistemlerinden biri olan Uludağ Milli Parkı, 2008 yılında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından açılan bir peyzaj planlama-kentsel tasarım yarışmasına konu olmuştur. Bu makale, söz konusu yarışma kapsamında hazırlanan ve 5. mansiyona layık görülen projenin koruma-kullanma dengesinin sağlanması prensibiyle geliştirdiği kavramsal çerçeveyi tartışmaya açmaktadır. “Rejenerasyon”, hem doğal varlıkların zenginliği ve hassaslığı bakımından korunması gereken, hem de içerdiği rekreatif potansiyeller bakımından yoğun olarak kullanıcı çeken ve bu bağlamda tehditlerle karşılaşan bir dağ ekosistemi için önerilen bir planlama-tasarım yaklaşımıdır. Yenilenme, yeniden yapılanma, kendini tamir etme anlamına gelen rejenerasyon kavramı, Uludağ’da fiziki gelişim ve koruma çizgisinin tanımlanması, kullanım biçimlerinde çatışmaların en aza indirilmesi süreçlerini tarif için bir metafor olarak kullanılmıştır. Uludağın, içinde barındırdığı ekolojik, ekonomik, toplumsal ve yönetsel unsurlar ayrı başlıklar halinde değerlendirilmiştir. Koruma-kullanma gerilimine bir cevap olarak önerilen rejenerasyon sistem yaklaşımının ilgili kurumlara ve kullanıcılara aktarılması ve böylece hayata geçirilmesinin yollarının açılması amacıyla, yaklaşımın somut anlatımlarını yansıtan mekansal çözüm önerileri üretilmiş ve bu bağlamda kentsel tasarım araçları kullanılmıştır. Çalışmanın ana savı, doğal alanlarda yapılacak her türlü koruma ve kullanma müdahalesinin, çok-boyutlu ve çok-aktörlü olduğu ve çalışmada “yaklaşım temsili”nde kullanılan rejenerasyon kavramının peyzaj planlama ve kentsel tasarım karar süreçlerinde önemli bir ilkesel duruş tanımlayabileceği, ayrıca, kavramın uygulanmasında kentsel tasarım araçlarının etkin rol üstlenebileceğidir.
Uludag, one of Turkey’s most significant mountain ecosystems, was the subject of a landscape planning and urban design competition held in 2008 and organized by the Ministry of Environment and Forestry. The objective of this article is to discuss the conceptual framework of a specific project which was submitted to the competition and which won 5th place. The proposed conceptual framework, entitled “regeneration”, is based on a planning-design approach that seeks to establish a preservation-utilization balance in a mountain ecosystem. Such an area is rich in nature and wildlife, while also representing for some a potentional for recreational activities. In the submitted project, the project team has used the concept of “regeneration” as a metaphor of re-birth, restructuring and auto-repair, in order to make a re-definition of preservation and utilization lines in Uludag. In order to explain the regeneration approach to the visitors of the mountain, the project team has used urban design instruments for the visualization of spatial ideas as well as managerial dimensions. The main thrust of the study is that any kind of preservation-utilization stress in natural areas consists of multidimensions and multi-actors. The concept of “regeneration” can define a significant framework for landscape planning and urban design decision-making processes, and urban design tools can play an active role in practicing of the concept.

5.Sustainability as an Input for the Design of Olympic Villages
Banu DORALP, Ömür BARKUL
Pages 123 - 137
Olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapmak 1960’lardan bu yana bir “kentsel gelişim” fırsatı olarak görülmektedir. Kent içine inşa edilen spor tesislerinin oyunlar sonrası kullanımı, olimpiyat köylerinin sosyal konut alanları olarak kentli ihtiyacına cevap verebilmesi ve kentlinin yaşam alanları ile iş alanları, spor ve kültür tesislerine rahatlıkla ulaşımını sağlayacak alt yapı yenilemeleri ekonomik açıdan oyunların organizasyonunun başarıyla sonuçlanmasının göstergelerinden sayılabilirler. Ancak tüm bu yatırımların kente ve kentliye olumlu yönde geri dönüş yapabilmesi için iyi bir kent planlaması yapmadan sadece yeni yapılaşma alanları tasarlamak yetmemektedir. Özellikle 1980 yıllardan bu yana sürdürülebilirlik kavramı üzerine yapılan ulusal ve uluslar arası ölçekteki çalışmalar göstermiştir ki, sürdürülebilir bir kentleşme, sürdürülebilir bir kalkınma planlaması ile mümkündür. Bunun için de ekonomik, sosyal ve çevresel kalkınmanın sağlanması gerekmektedir. Bu bakımdan son yıllardaki olimpiyat şehirlerini incelendiğinde, bu anlayışın onların gelişim planlarına nasıl yansıdığını görülebilmektedir. Yıllar içinde sürdürülebilir kalkınma yaklaşımında elde edilen ilerlemelerle, oyunları bir tanıtım ve gelişim fırsatı olarak gören ev sahibi kentlerin, gelecek nesilleri düşünen çevreci ve sosyal değerlere karşı daha duyarlı eylemlere yöneldikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Since the 1960s, hosting the Olympic Games has been seen as an opportunity to create urban development. The post-Games use of sport venues, the fulfillment of a city’s housing needs by using Olympic Village buildings and the renewal of transport and other infrastructure that accompanies hosting of the Games may be considered indicators for the success of the International Olympic Games. But the city and its citizen do not benefit from these investments in the design of new structures if that design is not carried out in the light of well-planned urban development projecting. Local and international studies on sustainability, particularly since the 1980s, have shown that sustainable urbanization is only achievable with sustainable development planning. Therefore economic, social and environmental development needs to be provided. If the last Olympic cities are examined in relation to this aspect, it will be seen that an understanding of such factors is reflected in their development. Throughout the history of the modern Games host cities have considered them as an opportunity for development, but cities are now heading towards the implementation of more sensitive actions for the future generation, social and environmental values with the improvement in the approach of sustainable development.



© 2019 Yıldız Teknik Üniversitesİ Mimarlık Fakültesİ



LookUs & Online Makale