YILDIZ TECHNICAL UNIVERSITY FACULTY OF ARCHITECTURE E-JOURNAL

E-ISSN 1309-6915
Volume: 14 Issue: 3
Year: 2019

Current Issue Published Issues Most Accessed Articles Ahead of Print











 
Search





Megaron: 10 (1)
Volume: 10  Issue: 1 - 2015
Hide Abstracts | << Back
ARTICLE
1.An Attempt at Conceptualizing the Information City, its Spaces and Their Potentials
Senem Kaymaz Koca
doi: 10.5505/megaron.2015.72792  Pages 1 - 13
Kentler her dönemde enformasyonun aktığı, kullanıldığı, üretildiği ve dağıtıldığı merkezler olarak çalışmış ve bu durumdan etkilenecek mekansal dönüşümleri de beraberinde getirmiştir. Ancak bugün, enformasyon taşıyıcılarının niteliklerinde yaşanan dönüşümlerin etkisiyle, kentler enformasyon akışıyla gelen her şeye eskisinden daha açık hale gelmiş, akışla taşınan enformasyon, mekanın ve kentin üretimini, anlamını, kullanımını ve hikayesini dönüştürmüş ve mekan enformasyon akışının özünden gelen potansiyellerle dolmaya başlamıştır. Bu anlamda, günümüzde enformasyon akışı ile mekanın içine taşınan potansiyellerin, mekanı eskisinden daha fazla çeşitlendirmekte, dönüştürmekte, doldurmakta ve mekana yeni anlamlar katmakta olduğu belirtilmelidir. Bu kabuller üzerine ilerleyen bu çalışma, potansiyellerle donatıldığı varsayılan ve ‘enformasyon kenti’ olarak isimlendirilen bir günümüz kentinin ortaya çıkmaya başladığına işaret ederken, bu kent üzerine kavramsal bir tartışma başlatmaktadır. Çalışmanın amacı ise, bu yeni kent, mekanları ve potansiyelleri üzerine kavramsal çıkarımlarda bulunmaktır. Ayrıca kenti anlamaya dair yeni bir söylem kümesi yaratıp bir sözlük içerisinde toplamaktır. Bu sözlük aracılığıyla ise, günümüz kentleri üzerine değerlendirme yapılabilecek bir zemin oluşturmak hedeflenmiştir.
Throughout history, cities have functioned as centers where information flows, and is used, produced and distributed. However, as a result of transformations in the qualities of information transmitters, cities today are more receptive to anything that comes with the information flow. The information conveyed by the flow transforms the space and the city, and inundates the space with potentials stemming from the essence of the information flow itself. Today, the potentials carried into the space via the information flow diversify, transform, and fill the space, while constantly attributing new meanings to it. In brief, this study, in referring to the emergence of the Information City as the city of today, and assuming it to be full of potentials, brings into question the spaces of this city along with their potentials. The aim of the study is to make conceptual inferences about these new cities, their spaces and their potentials, while creating a discourse set in a new dictionary that can form the basis for an evaluation of these cities.

2.Evaluation of TS 825 Thermal Insulation Requirements in Buildings in Terms of Solar Radiation
Betül Bektaş Ekici
doi: 10.5505/megaron.2015.08370  Pages 14 - 24
TS 825 Binalarda İsi Yalıtım Kuralları Standardı (zorunlu standart) Türkiye’de binaların ısıtma enerjisi ihtiyaçlarının hesaplanmasında halen kullanılmaktadır. Pencerelerden olan güneş ısısı kazançları TS 825 EK-C’de verilen güneş ışınımı tablosu ile hesaplanmaktadır. Bu standarda göre Türkiye dört farklı derece gün bölgesine ayrılmış olmasına rağmen EK-C her bölge için aynı güneş ışınımı verilerini önermektedir. Bu çalışma EK-C tablosunun farklı derece gün bölgeleri için uygunluğunu değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bina kabuğunun düşey yüzeyleri üzerindeki saatlik güneş ışınımı değerlerini seçilmiş 16 şehir için hesaplamıştır. Her bir yerleşim yerine ait uzun yıllar günlük güneşlenme süresi verisi Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden temin edilmiştir.
Sonuç olarak, TS 825 EK-C’de verilen güneş ışınımı tablosunun dört derece gün bölgesi için de uygun olmadığı kanıtlanmıştır. Şehirler için hesaplanan güneş ışınımı değerlerinin yatay yüzeyler için % 3.03 ve % 69.15, güney için % 0.171ve % 53.29, kuzey için % 0.25 ve % 22.15 ve doğu ve batı yönleri için % 0.60 ve % 40.42 arasında değişen önemli oranlarda farklılıklar göstermektedir.
TTS 825 Thermal Insulation Requirements in Buildings (the obligatory standard) is still in effect and used for calculating the heating energy requirements of buildings in Turkey. The total solar heat gain through windows is calculated with the solar radiation table given in Appendix-C of TS 825. Although Turkey is divided into four different degree day regions according to this standard, Appendix-C offers the same solar radiation data for all regions. This study is aimed to investigate the appropriateness of the Appendix-C table for the different degree day regions. The hourly solar radiation on the vertical surfaces of a building envelope was calculated for 16 selected cities. Long-term sunshine duration data for each location were obtained from Turkish State Meteorological Service.
It is demonstrated that the solar radiation table given in Appendix-C of TS 825 is not appropriate for the four degree day regions. The calculated solar radiation values of the cities are considerably different from the table values, with the ratios varying between 3.03% and 69.15% for horizontal surfaces, 0.171% and 53.29% for south, 0.25% and 22.15% for north and 0.60% and 40.42% for east and west oriented surfaces.

ARTICLE (THESIS)
3.An Example of Traditional Houses Maraş: ‘Gözlüklü Ali House’
Aslıhan Ece Paköz, Faruk Tuncer
doi: 10.5505/megaron.2015.03164  Pages 25 - 42
Bu araştırma, Kahramanmaraş kent merkezinde bulunan geleneksel sivil mimari yapılarının incelenerek genel karakteristiklerini tanımlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın kapsamını Maraş kentinin eski mahallelerinden; Ekmekçi, Gazipaşa, Kayabaşı, Kurtuluş, Turan ve Yörükselim mahallelerinde bulunan ve tescilli kültür varlıkları listesinde olan 50 ev oluşturmaktadır. Geleneksel kent dokusuna ait haritalar, eski fotoğraf ve gravürler, Adana Koruma Bölge Müdürlüğü ve Kahramanmaraş Müze Müdürlüğü’nden yapılara ait tescil fişleri araştırmanın temel materyallerini oluşturmaktadır. Araştırmada yapılara ilişkin yazılı ve görsel materyallerin yanı sıra yapıların rölöveleri hazırlanmış ve elde edilen bulgulara göre Kahramanmaraş kentinin geleneksel sivil mimari yapılarının genel karakteristikleri tanımlanmıştır. Araştırma sonucunda geleneksel Maraş evlerinin biçimlenmesinde iklim, topografya gibi doğal çevre özelliklerinden sosyal ve ekonomik yapıya dek uzanan bir dizi değişkenin etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada ayrıca Kahramanmaraş sivil mimari yapılarından günümüze ulaşmış olan Gözlüklü Ali Evi ile ilgili belgeleme çalışması yapılmıştır. Yapı günümüz koruma ilkeleri ışığında değerlendirilmiş ve yapı için koruma önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Çalışma Kahramanmaraş’taki sivil mimari yapıların bir bölümünü tanıtmakta; yapılarda yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda koruma önerileri vermektedir.
This study examined structures of traditional civil architecture in the city center of Kahramanmaras and aims to describe the general characteristics. The meaning of this study ancient neighborhoods of the city of Maras, which is registered in the list of cultural assets Ekmekçi, Gazipasa, Kayabaşı, Kurtuluş, Turan and Yörükselim in 50 house is located in the urban. Maps of the traditional urban fabric, old photographs and engravings, Adana of Protection Regional Office and Kahramanmaras Museum Directorate registration slips structures are basic materials in this researc. Structures, as well as the study of the written and visual materials prepared plans and drawings of these structures and according to the findings of the general characteristics of the structures described in traditional civil architecture of the city of Kahramanmaras. As a result, the formation of traditional houses of Maras climate, topography features of the natural environment such as the social and economic structure has been found to be effective in a variety of variables. In this study also there is a work of documentation of Gözlüklü Ali House which arrived to our time. The house is evaluated in the light of contemporary protection principles and some preservation recommendations are given for the building. This work partly introduces civil architecture buildings of Kahramanmaraş and gives recommendations by reason of examinations and evaluations of this houses.

ARTICLE
4.Residential Buildings of Turkish Republican Period as Architectural Heritage in Aydın
Gökçe Şimşek
doi: 10.5505/megaron.2015.88598  Pages 43 - 56
19.yüzyıl sonlarında Aydın, hem İzmir’e bağlı bir sancak merkezi, hem de Anadolu`daki ilk demiryolu hattı ile iç bölgelerden gelen ürünleri İzmir limanına aktaran önemli bir ticari merkezdir. Kurtuluş Savaşı öncesinde nüfusu giderek artan ve kalabalık bir sancak merkezi olan Aydın’da, savaş sırasında yapıların çoğu yıkılır ve yerleşim merkezi neredeyse tamamen terk edilir. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ardından, savaşta tahrip olan Batı Anadolu’daki diğer kentler gibi Aydın’ı da yaşanır hale getirmek için olağanüstü çabalar gösterilir ve Aydın, yeni kent planı doğrultusunda yeniden inşa edilmeye başlanır. Kentte az sayıdaki nüfus için dahi barınacak sağlam yapı bulunmaması temel sorunlardan biridir ve giderek artan nüfusun barınması için yeni konutlar inşa edilmeye başlanır.
Bu kapsamda, çalışma 1923 ile 1950 arasında Aydın’da inşa edilen, günümüze ulaşan ve bugün kültür varlığı olarak tescil edilen konutları mimari özellikleri ile tanımlamayı, değer, potansiyelleri, sorunları ile değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma 1923´den 1950’lere kadar Aydın’daki konut mimarisine ilişkin kapsamlı bir bakış sunarak, son yıllarda oldukça tartışılan Cumhuriyet Dönemi mirasına ilişkin tespit ve tescil sorunlarını Aydın konutları üzerinden örnekleyecektir.Ayrıca, 1923 ile 1950 arası Aydın’da inşa edilen ve günümüze ulaşan konutların, hem yeni kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti´nin yeni yüzünü temsil eden, hem de halkın geleneksel yaşamını devam ettirebileceği nitelikte mimari özellikler gösterdiğini ortaya koymaktadır.
At the end of the19th century, Aydın was both the sanjak center and an important commercial center, whichwas connected to Izmir with the first railway line of Anatolia, through which the products of inner centers were transferred. In Aydın, as a growing sanjak center before the Independence War, most of the structures and buildings demolished; and the sanjak center was almost completely abandoned during the War. After the foundation of the young Turkish Republic, many efforts has been made in order to rebuilt Aydın according to new city plan, and made it viable centre. Especially, the lack of residential buildings for a small number of residents was among the basic problems in th city; and new residential buildings were constructed for the increasing number of residents.
In this context, the study aims to define the architectural characteristics, values, potentials, preservation problems of registered residential buildings, which were built between 1923 and 1950 in Aydın. It presents a comprehensive look at the architectural characteristics of residential buildings in Aydın; and the difficulties of identification and registration of architectural products of Turkish Republican period has been exemplified by the residential buildings in Aydın. The study indicates that in Aydın, the architectural characteristics of the residential buildings constructed between 1923 and 1950 represents both the new face of young Turkish Republic and the traditional living styles of public.

5.The Effects of Re-functioning to the Historical Houses
Aylin Gazi, Elvin Boduroğlu
doi: 10.5505/megaron.2015.86570  Pages 57 - 69
Toplumlarda görülen değişim, insanların ihtiyaçlarını değiştirirken, ait oldukları zamana göre şekillenen mekanları, dolayısıyla yapıları da değiştirmekte; geçmişteki işlevini günümüze taşıyamayan yapıların ikincil bir işlevle hayatlarını devam ettirebilmelerini sağlamaktadır. Bu nedenle tarihi yapılarda işlev değişikliği özgün işlevleri ile yaşama katılamayan yapıların yeninden işlenlendirilerek kentsel yaşama katılması ve yaşatılmasını sağlayan bir koruma anlayışıdır. Özellikle anıtsal ve tarihi sanayi yapılarında ortaya çıkan işlev değişikliği örnekleri, hızlı kentleşme sonrasında değişen konut alanlarında kalan sivil mimari örneklerinde de karşımıza çıkmaktadır.Alsancak, Levanten konut yapılarının yoğun olarak bulunduğu alanlardan biridir. Hızlı kentleşme sonrasında konut alanlarının yer değiştirmesi sonucu ile bu bölgedeki tescilli yapılar özgün konut işlevlerini değiştirerek kafe, bar, işyeri gibi yeni işlevlere dönüşmek zorunda kalmıştır.
Bu yazının temel amacı, işlev değişikliği kavramının Türkiye’deki yasal düzenlemeler ve mevcut uygulamaları doğrultusunda tarihi yapılara olan olumlu ve olumsuz etkilerini Alsancak Levanten evleri üzerinden tespit etmek ve bu olumsuz etkileri azaltmaya yönelik uygulamaya ve yasal düzenlemelere ilişkin öneriler geliştirmektir.
Due to rapid change in activities of modern society, buildings parts are needed to be changed in terms of space and function to adapt different functionalities and life conditions. One of the important examples have to be seen in the historical buildings that aren’t compatible with their environments and lost the original functions, disappear in time. It is very important that the re-functioning of the historical buildings, which are the most important representative of our culture and history, are significant for protecting the architectural value, mean and the memory of the buildings. Generally, re-functioning has been seen in monumental and industrial building but due to rapid urbanization, many historical house have to change their function.Historical Levantine houses mostly reside in Alsancak, but after the rapid urbanization in 1970, many of them have to change their function to the café of bar.
The main purpose of the study is to evaluate the effect of the re-funcitoning to the historical houses in Alsancak, and propose some suggestions both re-functioning processes and legal regulation to decrease bad effects.

6.The Impact of Structural Transformation in Retail Sector on the Producer and Consumer Market in Bursa
Ebru Seçkin
doi: 10.5505/megaron.2015.25238  Pages 70 - 79
Son 20 yıldır süpermarketlerin ortaya çıkması ve uluslararası düzlemde bir ağa sahip olmasının etkisi ile gıda perakende sektöründe hızlı bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır. Süpermarket zincirlerinin tedarik sistemlerinin organizasyonunda, uzmanlaşmış toptancılara, kalite ve gıda güvenliği gibi konularda standartlaşmaya doğru bir değişim dikkati çekmektedir. Süpermarketlerin yer aldığı tedarik zinciri modern tedarik zinciri olarak adlandırılmaktadır.
Süpermarket devrimi ve küçük çiftçi üzerindeki etkileri literatürde yer bulmaktadır. Bir grup yazar, süpermarketlerin gereksinimlerini karşılamak küçük üretici için zor olduğu için, süpermarket tedarik zincirinden bu üreticilerin dışlandığını savunmaktadır. Buna karşın diğer bir grup yazar, küçük için böyle bir tehdidin olmadığını vurgulamaktadır.
Bu makalenin amacı, Bursa (Gürsu)’da armut tedarik zincirinde alıcı ve tedarikçi arasındaki ilişkiyi incelemek, yapısal ve davranışsal gerilimleri ortaya çıkarmaktır. İki tane araştırma sorusu bu çerçevede şu şekilde belirlenmiştir: 1) Küçük çiftçiler modern tedarik zincirinden dışlanmakta mıdır? 2) Modern tedarik zincirine dahil olmak veya olmamak, çiftçileri ne şekilde etkilemektedir?

Bu çalışmanın temel sonuçlardan biri; Türkiye’de meyve tedarik zincirinde modern ve geleneksel olmak üzere yan yana ve iç içe işleyen ikili bir yapı olduğudur. Bunun yanında çalışmadaki diğer önemli sonuç, modern tedarik zincirinden küçük çiftçilerin dışlanmadığı ve her iki tedarik zincirindeki çiftçiler arasında belirgin bir farklılığın olmadığıdır.
There has been transformation of the food retail sector in the last 20 years, accompanied by multi-nationalization of the supermarket sector itself. This has driven changes in the organization of procurement systems of supermarket chains, toward specialized wholesalers, and tough private quality and safety standards.
The debates on the supermarket revolution and its impact on small farmers take place in literature. One group authors defences that modern supply chains lead to the exclusion of small farmers because to meet requirements of supermarkets is hardest for them. Modern supply chains comprise the production and trade of high-value produce, usually destined for export to high-income markets or for supermarket retail. Despite that, some authors imply that there is not such a threat for small farmers.
In this context, this paper aims to examine the relationship between buyer and supplier and reveal the structural and behavioural stresses of modern supply chain in pear supply chain in Bursa (Gürsu). There are two research questions: 1) Are small farmers excluded from modern supply chains? 2) Are there differences between farmers in modern and traditional supply chains?
This paper used data collected from interviews were conducted with buyers and suppliers in fresh fruit and vegetable supply chains. Furthermore, survey was conducted with farmers in Bursa (Gürsu) to understand the characteristics of the pear supply chain.
The study has concluded that there is a dual structure which is working side by side and intertwined traditional and modern supply chain. Besides of that the other important result is that small farmers are not excluded from the modern supply chain and there are no differences between farmers in modern and traditional supply chain.

7.Analyze of The Effects of Space And Luminaire Characteristics on Lighting on The Case of Open Plan Office
Kasım Çelik, Esra Küçükkılıç Özcan, Rengin Ünver
doi: 10.5505/megaron.2015.30502  Pages 80 - 91
Günümüzde mekanların, işlevsel ve estetik olmasının yanında fizik ortam öğeleri açısından kullanıcı konforuna yönelik uygun koşulları sağlaması gereklidir. Konfor koşullarının sağlanması, eylemlerin zorlanmadan, yorulmadan ve uzun süre verimli bir biçimde gerçekleştirilebilmesi açısından önemlidir. Söz konusu koşullardan biri de fizik ortam öğelerinden ışığın oluşturduğu aydınlatma konusudur. Bir aydınlatma düzeninin oluşturacağı nicelik ve nitelik gerçekleştirilen eylem ve kullanıcı özelliklerine göre tasarlanmalıdır. Bu bağlamda aydınlığın niceliğinin (düzeyinin) yanı sıra aydınlığın niteliğiyle ilgili özellikler, ışığın rengi, doğrultusu, aydınlığın dağılımı, aydınlık düzeyi değişimleri, kamaşma vb. konular, mekandaki eylemlerin rahatça gerçekleştirilebilmesi açısından önem taşımaktadır. Kapalı bir mekanda yapay aydınlatma düzeni oluşturulurken, aydınlığın dağılımını ve aydınlık düzeyi değişimlerini belirleyen başlıca parametreler aydınlatma aygıtlarının konum ve ışık yeğinlik dağılımları, hacmin boyutları, iç yüzeylerin ışık yansıtma çarpanları vb. olarak sıralanabilir. Bu çalışmada söz konusu parametrelerin, çalışma düzlemi üzerindeki yapay aydınlığın düzeyi, düzgün yayılmışlığı ile aydınlatma sisteminin kamaşma değerlerine ve enerji kullanımına etkisi açık planlı ofis örneği üzerinde incelenmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir.
At the present day spaces should provide appropriate conditions in terms of physical environment elements in addition to being functional and aesthetic. To provide comfort conditions is important in terms of performing activities in the space without any difficulty, fatigue and loss of efficiency. Lighting issue is one of these conditions which is formed by light; the element of physical environment. The quantity and quality of a lighting scheme should be designed according to the users and activities. In this context, not only the illuminance but also specifications like colour and direction of light, distribution of the illuminance, illuminance level changes, glare, related by quality of lighting issues are important for preformation of the activities. In a lighting design, the illuminance distribution and level depends on the parameters like location and illuminance intensity distributions, dimension of space and reflectance of interior surfaces. In this paper, the effects of the these parameters to the artificial illuminance levels, uniform distribution of illuminance, glare values and energy use of lighting scheme are analysed on the case of an open plan office and the results are evaluated.

ARTICLE (THESIS)
8.The Phenomenon Of Touch In Architectural Design And A Field Study For Haptic Mapping
Pınar Öktem Erkartal, Hikmet Selim Ökem
doi: 10.5505/megaron.2015.30602  Pages 92 - 111
Mimari üretim sürecinde görmeyi, mekânın algılanışı ve temsilinde diğer duyulardan üstün bir konuma yerleştiren faydacıl-estetik bakış açısı literatürde “gözmerkezcilik” olarak tanımlanmıştır. Ne var ki bu kavrayış biçimi, öznenin deneyim sürecinde mekânla kurduğu bedensel ilişkiyi, bu ilişkinin sonucunda meydana gelen bedensel hafızayı, hareket ve zaman olgularını dikkate almaması nedeniyle eleştirilmiştir. Öznenin deneyimi sırasında bedensel ve zihinsel algıya bağlı olarak mekânla kurulan etkileşim ve bütünleşme üzerinden kavranabilen dokunma olgusu, gözmerkezci paradigmadan farklı olarak, mimariyi düşünmenin, anlamlandırmanın ve tasarıma kaynak olabilecek başka bir çıkış noktasının varlığını işaret etmektedir.
Bu çalışmanın hedefi, tasarımda dokunma olgusunu tasarım kavramları üzerinden araştırmak, dokunsallığın mekânsal deneyimdeki etkilerini ortaya koymak ve temsil edilmesi, görülen ve ölçülebilen olgulara göre daha zor olan dokunma olgusunun nasıl ifade edilebileceğine yönelik bir görselleştirme çalışması sunmaktır.
Bu kapsamda gerçekleştirilmiş olan alan çalışmasında, tasarım sürecini duyum, malzeme ve atmosfer üzerinden şekillendirdiğinden söz eden Peter Zumthor’un tasarladığı beş yapı gezilerek; dokunma olgusu üzerinden incelenmiştir. İnceleme sırasında, mimarın soyut ve somut tasarım öğeleri, bu öğelerin mekânda kullanım biçimleri ve mekândaki duygulanım, bedensel ölçme kullanılarak belirlenmiştir. Gezinin bulguları, dokunma olgusunun temsiline ilişkin bir deneme oluşturan ve “dokunsal haritalama” adı verilen çalışmalarla ifade edilmiştir.
“Dokunsal dağılım şeması”, “malzeme-etki tablosu” ve “duyum analizlerinden” oluşan dokunsal haritalama, dokunma olgusu ve onu tanımlayan duyum, etki, maddesellik, zihinsel çağrışım gibi kavramların, soyut ve ulaşılmaz kabuller değil, tasarıma dâhil edilebilen mimari üretim araçları olduklarını ortaya koymuştur.
During and after the architectural production process the utilitarian-aesthetic perspective, that dominates the perception of spatial quality and architectural success in the West has been named Ocular-centrism. However, this point of view, which locates the vision as a dominant discourse in architectural design, has been criticized for ignoring the physical and psychological relation created between the subject and the space during the spatial experience, sensual memory, movement and time.
The Phenomenon of Touch which can be identified through the interaction between the architecture and the subject depending on the physical and cognitive perception indicates another way of thinking and interpreting the architecture and the presence of another starting point for designing.
The aim of this study is to search and describe the Phenomenon of Touch by design concepts, to present the affects of the hapticity in spatial experience on the user and to present a visualization study for this Phenomenon, which is more difficult to express as the features which can be seen and measured numerical.
For the fieldwork five buildings designed by Peter Zumthor who declares the importance of the sensation, materiality and the atmosphere in the architectural design process. During the study, Zumthor’s abstract design elements, their use in architectural space and the affect was determined using a physical measurement. The findings have been represented in “haptic mapping”. This visualization study consists of “haptic scatter chart”, “materiality- affect analysis” and “sensation analysis” showed that, the Phenomenon of Touch and concepts identify it like sensations, influence, materiality and mental associations are not abstract and inaccessible assumptions, but tools which can be included in the architectural design process.



© 2019 Yıldız Teknik Üniversitesİ Mimarlık Fakültesİ



LookUs & Online Makale