YILDIZ TECHNICAL UNIVERSITY FACULTY OF ARCHITECTURE E-JOURNAL

E-ISSN 1309-6915
Volume: 14 Issue: 3
Year: 2019

Current Issue Published Issues Most Accessed Articles Ahead of Print











 
Search





Megaron: 3 (2)
Volume: 3  Issue: 2 - 2008
Hide Abstracts | << Back
ARTICLE
1.Planning At Times Of Uncertainty
Georges Prevelakis
Pages 117 - 123
Abstract | Full Text PDF

2.Fashion In Venice1: An Expression Of Modernity
Nilay Kayaalp
Pages 124 - 136
Bu araştırmanın amacı moda kavramını erken modern Venedik toplumu bağlamında ele alarak, sosyal ve ekonomik etkilerini incelemek ve moda kavramının modernite üzerinden bir okumasını yapmaktır. Moda sadece bir giyinme şekli olarak değil, sosyal, kültürel, sembolik, politik, sanatsal ve pisikolojik bir etmen olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada, moda kavramının geleneksel olanı çözerek, Batı modernitesinin hem sonuçlarından, hem de sebeplerinden biri olduğu öne sürülmüştür. İlk bölümde, moda kavramının ortaya çıkışı, kısa tarihçesi ve toplum üzerindeki etkileri anlatılmıştır. Daha sonra, Batı Avrupa’da tekstil endüstrisinin oluşumu ve Akdeniz ticareti üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Venedik kentinin
kısa tarihçesi ve 13. ve 15. yüzyıllar arasındaki sosyal, politik ve ekonomik yapısı üçüncü bölümde kısaca özetlenmiştir.
Son bölümde ise moda kavramının erken modern Venedik dünyasındaki rolü ve giysinin sembolik ve ekonomik anlamları, tekstil üretim ve dağıtım süreçleri, kıyafetin farklı kullanım amaçları tartışılmıştır. Bu dönemde hayatın her aşamasında meydana gelen değişim ve transformasyonlar kendilerini moda kavramı altında “temsil edebilmişlerdir”. Ele alınan dönemde kadın modasının değişim ve dönüşümü 1490 ile 1609 tarihleri arasında yapılmış Venedikli kadın portreleri üzerinden ortaya konulmuştur. Bu metinde moda, sadece bir giyim konusu olarak değil, aynı zamanda bir tavırlar ve hareketler bütünü olarak, belirli bir zaman aralığında ve belirli bir bağlam içerisinde doğru olmak olarak ele alınmış ve bir modernite paradigması olarak incelenmiştir.
The focus of this paper is to study the emergence and the impacts of fashion in the early-modern Venetian society as an expression of modernity. The concept of fashion is studied not only as a mode of dressing but as a social, cultural, economic, symbolic, political, artistic, psychological phenomenon. Fashion is taken as a reason and a result of the
European modernity due to its role in the resolution of the tradition. In the first section, the concept of fashion and its historical evolution and sociological influences are analyzed. Later the development of the textile industry in Europe and its impacts on Mediterranean trade is discussed. The social, political and economic structure of Venice during the 13th and 15th centuries is briefly summarized in the third part. In the final section, the role of fashion in Venetian society, the symbolic meaning of dressing, the economic value of garments, the production and supply channels of textile are analyzed. The changes and transformations taking place in every aspect of life during the early modern period found a way of “(re)presenting” themselves in terms of fashion. The concept of fashion is evaluated not only as a way of dressing but also as a paradigm of modernity including a set of manners and behaviors for being right in a specific time and a specific context.

3.Examination Of Site Selection And Analyse Subject In Sustainable Elementary School Building Design
Kutlu Sevinç Kayıhan, Seda Tönük
Pages 137 - 154
Sürdürülebilir temel eğitim binası tasarımında arsa seçimi ve analizi konusu, tasarımın ilk adımını oluşturmaktadır. Bu aşamada yapılacak seçimler, binanın daha sonra geçireceği yaşam döngüsü aşamalarının sürdürülebilirlik başarısını zincirleme olarak etkilemektedir. Yapılan arsa seçimi ve açık alan planlaması, binanın toplam sürdürülebilirlik performansını desteklemekte ya da düşürmektedir. Uygun arsanın seçilmesi ile birlikte, çevresel açıdan tehdit oluşturabilecek bir dizi faktör elimine edilebilmektedir. Bu bağlamda, arsa seçimi aşamasında mevcut şartlar çok yönlü olarak değerlendirilmelidir.
Sürdürülebilir arsa seçimi ve analizi konusunun temel eğitim binaları örneğinde irdelenmesinin amaçlandığı bu çalışmanın giriş bölümünde çevre sorunlarının ortaya çıkışı ve sonrasında ulaşılan “ekolojik bilinçlenme” ile birlikte gündeme gelen sürdürülebilir gelişme ve bunun mimariye yansımalarına değinilmektedir. İkinci bölümde konu ile ilişkili kavramlar tanımlanmakta ve tartışılmaktadır. Üçüncü bölümde, sürdürülebilir temel eğitim binalarının temel ilkeleri ekonomik, ekolojik ve sosyal sürdürülebilirlik kapsamında sınıflandırılarak tanımlanmaktadır. Dördüncü bölümde sürdürülebilir arsa seçimi ve analizine ilişkin temel kriterler ile ulaşım ve aydınlatma konuları irdelenmektedir. Sonuç bölümünde arsa seçimi ve analizine ilişkin kriterler sıralanmaktadır.
Site selection and analysis are initial steps of sustainable elementary school building design. Selections made at this stage will affect the life cycle and the success of the sustainability as a chain reaction. Site selection and open area planning will support or decrease the buildings total sustainability performance. By selecting the proper site a lot of potential environmental threath factors will be eliminated. With this in mind site selection should be made examined in several different aspects.
In the entry section of this work site selection and analysis of sustainable elementary school building design will be studied. Beginning of environmental problems and evolving of ecological common sense resulting in sustainable development and reflections of that to the architecture will be touched. Consepts related to the subject are spesified and discussed in the second section. In the third section fundamental principles of sustainable elementary buildings are defined. Sustainable site selection and analysis are discussed in certain headings in the fourth section. Concluion section containes criteria that directs site selection and analysis.

4.Red Church In Cappadocia
Banu Çelebioğlu, İsmet Ağaryılmaz
Pages 155 - 161
Kızıl Kilise, Kapadokya'nın batısında, Güzelyurt bölgesi, Sivrihisar köyü yakınlarında, Melendiz Dağlarının karşısında büyük bir düzlüğün ortasındadır. Hıristiyanlığın en önemli üç azizinden biri olan ve burada gömülen Nazianz’lı Gregoirus’a (330-390) ithaf edilmiştir.
VI. yüzyılın sonlarına tarihlenen Kızıl Kilise, serbest haç plan şemasına sahiptir. Üç kollu haç planlı kilisenin kuzey ve batı haç kolları arasında bir parekklesion bulunmaktadır. Kızıl Kilise çatı örtüsü ayakta olan bu döneme ait bölgedeki tek kilisedir. Dış duvarlar ve kubbe ayakta, haç kollarını örten tonozların büyük bir bölümü ise yıkılmıştır.
Kilise, bölgedeki diğer kiliselerden korunmuşluk durumu, yapım sistemi ve taşıdığı kültürel miras kimliği açısından farklılaşır.
Red Church is situated at the west of Cappadocia, in Güzelyurt, near Sivrihisar village, in the middle of the lowland against Melendiz Mountains. It’s dedicated to the Gregoirus of Nazianze (330-390), one of the most important Father of Cappoadocia, who was buried in this place.
The church, famous as a pilgrimage destination for Orthodox Christians of the past, is built out of red stones, from where it derives its name. Red Church is dated at the end of the 6th century and have a cross-shaped plan with parekklesion.
The dome and the walls of the church are in the good condition, but the vaults were collapsed.
It’s differentiate with it’s condition, system of construction and cultural identity.

5.Gayrimenkul Geliştirici Aktörlerin Çeşitliliği Bağlaminda Kapali Yerleşmelerin Değerlendirilmesi
Füsun Çizmeci, Hakkı Önel
Pages 162 - 176
Kapalı yerleşmeler, postmodern döneme özgü barınma alanlarıdır. Yirminci yüzyılın sonlarından itibaren dünyanın farklı coğrafyalarında yer alan pek çok büyük kentte olduğu gibi İstanbul kentinde de kapalı yerleşmelerin yaygınlaşması ve kapalı yerleşme talebinin artması, konut piyasasının bu alanının gayrimenkul geliştiricileri için cazip bir hale gelmesine
neden olmuştur. Ancak kapalı yerleşme üretiminde gayrimenkul geliştiricilerine ilişkin tek tip bir profil tanımlamak mümkün değildir, aksine farklı nitelikte, farklı deneyim ve eğilimlere sahip gayrimenkul geliştiricilerin kapalı yerleşme üretimini biçimlendirdiği görülmektedir. Diğer bir deyişle postmodern dönemde üretilen ürünler ve bu ürünleri tüketen
müşteri profilinde gözlemlenen çeşitlilik, postmodern döneme özgü ürünler olan kapalı yerleşme projelerini geliştiren aktörler üzerinden de okunabilir hale gelmiştir.
Bu makalede, kapalı yerleşmelerin üretim sürecinde rol alan gayrimenkul geliştirici firmaların nasıl bir çeşitlilik gösterdiği ve bu çeşitliliğin –ortaya çıkan ürüne- kapalı yerleşmelere nasıl yansıdığı araştırılmaktadır. Araştırma kapsamında seksenli yılların sonlarından itibaren İstanbul kentinin farklı bölgelerinde, farklı nitelikteki gayrimenkul geliştiricileri
tarafından üretilmiş 96 kapalı yerleşme incelenmiştir. Araştırma yöntemi olarak Lebart tarafından geliştirilen “ilişkisel katmanlaştıma modeli”nden yararlanılmıştır. İlişkisel katmanlaştırma modeli, “mütekabiliyet analizi” (correspondence analysis) ile “kümeleme analizi”nin (cluster analysis) birarada kullanıldığı bir yöntemdir.
Araştırma sonucunda gayrimenkul geliştiricilerin çeşitliliğine bağlı olarak, kapalı yerleşmelerin inşa edildikleri alanların seçiminde ve bu yerleşmeleri oluşturan konutların yapı tiplerinde belirgin farklılıkların ortaya çıktığı saptanmıştır. Diğer bir deyişle gayrimenkul geliştirici profilleri ile kapalı yerleşmelerin kentsel konumları ve yapı tipleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Analiz sonuçlarının sunumunda, Bertin tarafından geliştirilen görsel temsil yönteminden yararlanılmıştır.
Gated communities are residential spaces which are specific to the postmodern era. Since the end of the 20th century the almost every mega-cities also in Istanbul the gated-communities has been becoming prevalent. This part of house market has been becoming attractive for the real estate developers with an increase in demand and with this prevalent.
However it is not possible to mention only one type of investor’s profile. In postmodern era, the variety of productions and the consumers profile, is easily readable over the actor, who has developed the gated-communities which is proper for the postmodern era.
In this article, a research about how the variety of the actors who has developed the gated-communities, and how this variety reflects to the gated-communities was conducted. In the scope of this research, in different locations of İstanbul existing 96 gated communities which have been developed in the end of the 80’s by different real estate developers, has been investigated. The research model is “relational stratification” enhanced by Lebart. “Relational stratification” model is a kind of method within the correspondence analysis and the cluster analysis are used together.
According to the research results it was predicted that there are clear differences by the selection of construction areas and building types though the diversity of real estate developers. In other words there is a relationship between the profiles of the real estate developers, building types and the urban locations of the gated communities. In the
presantation of the analysis results it was used the visual represantation which was built up by Bertin.

6.The Concept Of Modern Architectural Heitage: Definiton And Content
Elvan Ebru Polat, Cengiz Can
Pages 177 - 186
Modern mimarlık ürünleri 20. yüzyıl sonunda kültür mirasının bir parçası olma niteliğiyle yeni bir kimlik kazanmıştır.
Modern mimarlığın kültür varlığı olarak kabulü ve mirasın bu yeni bileşeninin tanım ve içeriğinin tartışılması süreci koruma kuramının dinamizmini vurgulaması açısından önemlidir. Mevcut koruma kavram ve ölçütleri, modern mimarlık mirasının katılımıyla tanımları ve içeriklerinin niteliği ve niceliği bağlamında yeniden tartışılmıştır. Türkiye’nin modern mimarlık mirasının tanım ve kapsamı ise, uluslararası platformda yaşanan yenilikleri değerlendirmenin yanı sıra, kendine özgü koşulları bağlamında tartışılmalıdır.
Modern architecture has a new identity as being part of cultural heritage at the end of the 20th century. The acceptance of modern architecture as cultural heritage and the discussions on its definition and content is important in terms of pointing at the significance of conservation theory.’s dynamic character. The existing heritage and values are reevaluated with the quality and quantity of the definition and content of modern architectural heritage. The definition and
content of Turkey’s modern heritage should not only be discussed in terms of the changes in the international conservation field but also in the context of its own conditions.

7.Organization And Re-Use Of Urban Ruined Regions
Devrim Işıkkaya, Hakkı Önel
Pages 187 - 193
Kentsel dönüşüm senaryosu, kentin öncelikle fiziksel ve sosyal yapısına bağlı olarak, kentin özgün belleğini ve dokusunu dikkate almalıdır. Projenin temasını, yerel sosyal ve fiziksel değerler belirlemeli, ekonomik, ekolojik ve eşitlikçi ilkeler proje başlangıcı, süreci ve sonucunda belirleyici olmalıdır. Dönüşüm projesinin bir uzlaşma projesi olduğu unutulmamalı,
örgütlenmeler tabana yayılı, demokratik ve yatayda genişlemeli, organizasyon biçimi şeffaf ve demokratik ortaklıklara dayanmalı, ancak tüm ortaklıklar kamu liderlikli olmalıdır. Kamusal örgütler, projenin büyük ortağı ve son karar mercii ya da konuların adil biçimde karara bağlanmasında rol oynayıcı olmalıdır. Proje ve uygulamanın mali kaynakları, bölgenin iç sosyal ve fiziksel potansiyeline bağlı dinamiklerin doğru örgütlenmesi ile oluşabilir. Dönüşüm proje ve uygulamasının sermayesi, yine projenin kendisi olabilmelidir. Bunun için, bölge dönüşüm projesinin değerinin paylaşılması, parsel bazında değer paylaşımı yerine benimsenmelidir. Proje, iki türlü ekonomik değer üretebilir. Söz konusu değerlerin ilki,
proje kapsamında üretilmiş yapı ya da yapı gruplarının mülkiyet değerleri, ikincisi ise işletim değerleridir. Yine bölgenin kesin bir mülkiyet değerleri sistemine sahip olmasının temini şarttır. Planlama ilkeleri kapsamında temel hedef, kenti, özgün sosyal ve fiziksel ortamı içerisinde uüretmek, varsıllık ve yoksulluğa bağlı kopmaları, yarıkları dikmek, kentin zirve
ve çukur bölgeleri arasındaki farkı azaltmaktır. Bu bakımdan dönüşüm projesi sonrası bölge, kente entegre olabilmelidir.
Stated briefly, primarily in consistency with the physical and social structure of the city, the scenario of urban transformation should consider the genuine core memory and texture of the city. Social and physical values should identify the theme of the project; economic, ecological and egalitarian principles should act as determinants at the beginning of the project, throughout the process of the project and at the result of the project. It should not be forgotten that the transformation project is a project of compromise; organizations should disperse to the bottom, be democratic and expand horizontally. The organization type should rely on open and democratic collectivism; however, this collectivism should be based upon public leadership. Public organizations as the main shareholders of the project and
the final decision-making authority should have an impact on the taking of fair decisions. The financial resources for the project and its implementation can be created by the proper organization of the dynamics which are dependent on the internal social and physical potential of the region. The capital for the transformation project and its implementation,
should again be the project itself. In order to accomplish this, the value of the transformation project of the region should be shared in lieu of value sharing on the basis of parcel of land. The project can generate two kinds of economic values.
The first of the said value is the property value of the structures or groups of structures created within the scope of the project, the second is the going concern value. Assurance of the region’s possession of absolute property values is essential. Within the context of planning principles the fundamental objective is to produce the city within its genuine
social and physical setting and sew ruptures and cleavages related to prosperity and poverty, and to decrease the difference between peak and cavity regions of the city. In this regard, after the completion of the transformation project the region should be able to integrate itself to the city.



© 2019 Yıldız Teknik Üniversitesİ Mimarlık Fakültesİ



LookUs & Online Makale